
Yine sevgili ekonomi bulvarı okuyucularını ve değerli ziyaretcilerinin karşısına orjinal bir başlık ve tabiki iyi bir yorumlar karşınızdayız
Yeni risk haritası piyasada derken aslında bu yazımız satış konusu değil..Sevgili Taner Berksoy’un [ radikal gazetesi ekonomi yazarı ] güzel yazısının sizlere sunduğumuz başlığı
Taner BERKSOY bugün oldukça iyi bir konuya değinmiş.Ekonomi Bulvarı olarak sizlere sunmaktan onur duyuyoruz..
Daha fazla sizleri yazıdan uzak tutmadan yazıya geçmeye ne dersiniz ?.. Devamını Oku
Financial Times gazetesinde yer alan bir yorum yazısında, yürürlüğe konan teşvikler nedeniyle talebin artmaya başladığı belirtildi. Bunun etkisiyle de otomotiv sektöründe toparlanma sinyalleri gelmeye başladı.
Şirketlerinin sektörü ayağa kaldırma kararlılığı geçtiğimiz hafta düzenlenen Detroit Otomotiv Fuarı’nda da net bir şekilde gözlemlendi.
Başta ABD’nin önde gelen üreticileri Ford ve General Motors olmak üzere şirketler, dünya piyasalarına sürmek için tasarladıkları iddialı ürünleri tanıttılar.
GÜÇ BİRLEŞTİRDİLER
Küresel ekonomik kriz, otomotiv sektöründe ciddi bir konsolidasyona neden oldu.
İtalya’nın en önemli otomobil üreticilerinden Fiat, büyük maddi sorunlarla boğuşan ABD’li Chrysler şirketini satın aldı. Alman üretici Volkswagen, Japon otomobil üreticisi Suzuki ile bir ortaklık anlaşması imzaladı.
FT, Fiat/Chrysler’in CEO’su Sergio Marchionne’nin sektörde sıkıntıların ilk baş gösterdiği dönemde dünyada altı büyük şirketin kalacağı yönündeki tahmininin de gerçekleşmeye yakın göründüğüne dikkat çekti.
HÜKÜMET DESTEĞİ
Sektörün iyileşmesinde hükümetlerin de büyük katkısı oldu. Teşvik paketleriyle sektörün fazlasıyla ihtiyaç duyduğu yeniliklerin gerçekleşmesini sağladılar.
Yorumda hükümetlerin bütün otomobil üreticilerinin iyileşmesini sağlamak için küçük kapsamlı konsolidasyonlara izin vermeleri gerektiğine dikkat çekildi.
Ancak uygulanan teşvik programları, otomotiv endüstrisindeki fazla kapasite sorununa çözüm olmadı. Bu yüzden hükümetlerim aynı zamanda şirketlerin fabrikalarını kapatmalarına izin vermesi gerekiyor. Aksi takdirde Avrupa’daki fazla kapasitesinin azalmayacak.
FT’ye göre hükümetlerin yapması gereken bir diğer şey de, otomotiv sektöründe daha küçük ve etkin yakıt kullanan otomobillere teşvik sağlamak olduğunu belirtti. Bununla birlikte, ABD’li üreticilerin küresel piyasaya zayıf bir duruş sergilemelerinin nedeninin, daha çok ülke içi talebe odaklanıp, kamyonetler ve SUV araçlara üretmeleri olduğunu söyledi.
EKSEN KAYIYOR
Haber analizde, otomotiv sektörünün ekseninin gelişmekte olan piyasalara, özellikle de Asya ve Latin Amerika’ya kaydığı belirtildi ve ABD’li ve Avrupalı şirketlerin rekabetçi duruşlarını korumaları durumunda bile, yeni rakipleriyle baş etmek zorunda kalacaklarına dikkat çekildi.
Bununla birlikte, yazıda, geçen yıl hükümetlerin geçen yıl sektöre fazlasıyla müdahale ettikleri, bu yüzden bu yıl yapacakları en iyi şeyin mümkün olduğunca uzakta kalmak olduğunun altı çizildi.
Bankanın 2010 yılı baz senaryosu IMF anlaşması olmayacak, şekilde oluşturuldu. Başkan Yılmaz, tünelin ucundaki ışığın güneş ışığı olma ihtimalinin giderek arttığını söyledi.
2010 Para Politikasına ilişkin konuşmasının ardından soruları yanıtlayan Başkan Yılmaz, 2010 yılı para politikası baz senaryosunda IMF ile herhangi bir anlaşma olmayacağı varsayımını esas aldıklarını açıkladı. Ancak yetkililerin IMF ile görüşmelerin devam ettiğine yönelik sözlerini anımsatarak, “Eğer bir anlaşma olursa nasıl bir resim ortaya çıkacağını söyledim. Olacak mı olmayacak mı sorusuna benden net cevap istiyorsanız, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanından farklı bir şey söylemem: Görüşmeler devam ediyor” dedi.
IMF yoksa faiz artar!
IMF’den kaynak gelmemesi durumunda boçlanma ihtiyacının artarak faiz üzerinde yukarı yönlü etki yaratıp yaratmayacağı sorusuna ise Başkan Yılmaz, “Devletin borç verenler üzerindeki talebi artarsa, bunun uzun vadeli faizler üzerinde etkisi olacağı kesin. Dolayısıyla sorunuzun cevabı evet” dedi. Yılmaz, bir başka soru üzerine de yıl içinde IMF ile anlaşma olmayıp Hazine’nin borç çevirme oranının yükselmesinin faiz oranları üzerine baskı yapacağını tekrarladı.
Güneş ışığı!
Başkan Yılmaz’a yaz aylarındaki, tünelin ucundaki ışığın üzerimize gelen arabanın farları mı yoksa gün ışığı mı olduğuna ilişkin sözleri anımsatılarak, aradan geçen süre içinde bu ışığa ilişkin tahminleri soruldu. Yılmaz, ihtiyatlı olmakta yarar olduğunu ancak ışığın güneş ışığı olma ihtimalinin giderek arttığını söyledi.
Yavaş ve kademeli büyüme!
Sanayi üretiminde ve büyümede açıklanan rakamların daralmanın azalarak devam ettiğini gösterdiğini belirten Yılmaz, “Ekonomide bir büyüme süreci, düzelme süreci başladı. Ama bu yavaş ve kademeli bir süreç. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu yılın son çeyreğinde pozitif büyüme bekliyoruz” dedi.
DTP kapatılırsa?
Başkan Yılmaz, DTP’nin kapatılması durumunda ortaya çıkacak olası siyasi gelişmelerin 2010 yılı para politikası senaryosu içinde yer alıp almadığı sorusuna, “Eğer bu tür gelişmeler, para politikasıyla ilgili verilerde bir değişikliğe neden olursa bizim için önemli bir veri olacak ve gözden geçireceğiz” karşılığını verdi.
Kimse eskiye dönmez!
Merkez Bankası’nın Devlet İç Borçlanma Senedi alarak Hazine’yi fonladığı eleştirilerinin anımsatılması üzerine Yılmaz, Türkiye’nin geçirdiği onca badireden sonra tekrar eskiye dönmeyeceğini söyledi. Komşumuz Yunanistan’ın, İspanya’nın içine düştüğü durumu göz önüne alarak eskiye dönmenin doğru olmadığını belirten Yılmaz, Merkez’in DİBS alımlarının tamamen teknik bir uygulama olduğunu vurguladı. Kendi kararlarını kendilerinin oluşturduğunu ancak bu kararları alırken ekonominin tümünde ne olup bittiğine baktıklarını vurgulayan Yılmaz, “Onun için Hazine ile 2001 krizinden bu yana hesaplı, dikkatli ve mesafeli bir işbirliği var. Bu işbirliği çerçevesinde işlerimizi yürütüyoruz” diye konuştu.
Hazine kağıdı bulundurmak zorundayız!
Merkez Bankası’nın 2001 krizinden sonra aldığı kamu kağıtlarının büyüklüğünün Merkez Bankası bilançosunun yüzde 52’si düzeyinde olduğunu vurgulayan Yılmaz, TMSF ve kamu bankaları kağıtlarının büyüklüğünün ise yüzde 32 olduğunu anımsattı. Ancak bugün itibariyle Merkezin elinde bulunan bu kağıtların oranının yüzde 7’ye düşeceğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası para politikasının etkisinin ve esnekliğinin sürmesi açısından portföyünde bir miktar Hazine kağıdı bulundurmak zorunda olduğunu söyledi. Yılmaz, “Ne zaman neyle karşılaşacağınızı bilemezsiniz. Tedbirli olmak açısından portföyümüzde bir miktar Hazine kağıdı bulundurmak zorundayız” dedi. Ancak Yılmaz, bunun miktarına önümüzdeki dönemde para politikasının etkinliğini ve esnekliğini ön planda tutarak karar vereceklerini söyledi.
Asgari ücret!
Asgari ücretin artırılarak ekonominin canlanıp canlanmayacağı tartışmasının tüm dünyada sürdüğünü belirten Yılmaz, Türkiye’nin çevresinde olup bitenler de dikkate alındığında, orta vadede ekonominin canlanması ve insanların refah seviyesini yükseltmek için mali istikrarın öncelikli olması gerektiğini savundu.
İyileşmeyi güçlendirecek program!
Yılmaz, 2009 yılı para politikası programını üzerlerine gelen dalgayı nötre çevirme programı olarak tanımladı. 2010 yılı programı içinse, “Ortaya çıkan ekonomik canlanmayı ve iyileşmenin temellerini sağlamlaştırmayı, güçlendirecek bir program” olarak ifade etti. Ancak onarım kelimesinin yerine ‘güçlendirme’ sözcüğünü özellikle kullandığını vurguladı…
Aysel ALP / HÜRRİYET
Lübnan Merkez Bankası ve Al Bank Wal Mustathmer Grup tarafından Beyrut’ta düzenlenen, içinde bulunduğumuz kriz ortamında risk yönetiminde yeni yaklaşımlar konulu toplantıda konuşan yılmaz, Türkiye‘nin krizle başa çıkmak için aldığı tedbirleri anlattı.
Yılmaz, Amerika’da 2008 yılı Eylül ayında başlayan ve Lehman Brothers şirketinin iflasıyla gelişen ekonomik krizin, başta Amerika olmak üzere bütün dünya ülkelerinin ekonomilerinde, Büyük Buhran’dan bu yana en büyük olumsuz etkiyi yaptığını belirtti.
Uluslararası işbirliği şart
Sorunun çözümü için uluslararası finansal işbirliği gerektiğini belirten Yılmaz, Bugüne kadar uluslararası kuruluşlar ve ülkelerin kendi yaptığı çalışmalardan sonra başarılı sonuçlar alınıp alınmayacağı belli değil. Türkiye bütün dünyada olduğu gibi, krizin başından bu yana yaşanan ekonomik krizin çözümü için çaba harcadı. Türkiye aldığı tedbirlerle krizden en az etkilenen ülkelerden biri oldu dedi.
Yaşanan ekonomik krizin er ya da geç sona ereceğini ve bugünlerin ileride büyük ihtimalle ikinci büyük buhran olarak hatırlanacağını belirten Yılmaz, etkin ve verimli risk yönetiminin bundan sonra bütün dünyada finansal yapılanmada en önemli köşe taşlarından biri olacağını sözlerine ekledi.
Yılmaz, Merkez Bankası’nın yabancı para rezervini bankacılık sistemini desteklemek için öncelikli olarak kullandığını da söyledi.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2010 Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı’nın TBMM Başkanlığı’na sunulması öncesinde bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Bakan Şimşek, Maliye Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, genel ekonomik hedefler ve 2010 bütçe büyüklükleri hakkında bilgi sundu. Yeni yıl bütçesi 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek.Bakan Şimşek, açıklamalarına, 2010 yılı bütçesinin, küresel krizin etkisiyle bozulan kamu dengelerini düzenlemeyi amaçladığı bilgisini vererek başladı. Bakan, bu bütçeyle bir taraftan giderler kontrol alınırken diğer taraftan da gelirlerin arttırılacağını belirtti Devamını Oku
Newsweek’in ünlü yazarı Fareed Zakaria son analizinde krizden kârlı çıkmayı bilen ülkeyi yorumladı.. Devamını Oku
Wolfgang Münchau, Financial Times’ta yayımlanan makalesinde finansal piyasalarda yaşanan istikrarsızlığın yeni bir krize davetiye çıkardığını uyarısını yaparak, şu andaki durumun piyasalarda balonların oluştuğu 2003 ve 2004 yılına benzediğini söyledi.
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız