Citi Group’un raporundan derlenen bilgiye göre, küresel büyüme ortalaması yüzde 3,2 olurken, Türkiye’nin Orta Vadeli Program’da belirlenen yüzde yüzde 3,5 oranındaki büyüme hedefinin de üstünde bir büyüme oranı olan yüzde 4,2 oranında büyüyeceğini belirtti.
Citi Group, Türkiye’nin bundan sonraki süreçte pozitif yönlü ekonomik toparlanma sürecine gireceğini ve küresel toparlanmanın hızlanmasına paralel olarak büyümenin belirlenen hedeflerin üstüne çıkarak revize edileceğini kaydetti.
Özel sektörün tüketim ve yatırım harcamalarındaki artış, toparlanan küresel ekonomiyle birlikte Türkiye’nin ekonomik büyüme sürecine olumlu katkıda bulunacağı vurgulandı.
Dünyanın en büyük bankacılık grubunun yaptığı değerlendirmeye göre, Türkiye, 2011 yılında yüzde 5,5, 2012 yılında yüzde 5,8 ve 2013 yılında yüzde 6 oranında büyüyecek.
IMF anlaşması önemli bir belirsizlik
Türkiye için IMF anlaşmasının önemli bir belirsizlik oluşturduğuna dikkat çeken Citi Group, gelecek yıl, gelecek yıl mali baskıların artacağını, gerek baz etkisi, gerekse emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyonun yükselebileceği uyarısında bulundu.
Önümüzdeki yıl, küresel talep iştahının artması ve Türkiye’nin programladığı özelleştirmeleri yapabilmesi halinde IMF anlaşmasına gerek kalmayabileceğini vurgulayan Citi Group, ancak Türkiye’nin sadece iyi bir şansa değil, iyi politikalar uygulamasına da ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Bütçe açığı kademeli olarak daralacak
Gruba göre, gelecek yıl biraz yükselecek olan enflasyon, 2011 yılından itibaren tek haneli rakamlarda ve yüzde 5′in altına doğru gerileyecek. Sanayileşmiş G7 ülkelerinin bütçe açıkları, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 10′u ve üzerinde olurken, Türkiye’nin de içinde olduğu Yükselen Piyasaların bütçe açıkları, 2013′e kadarki süreçte daralacak.
Citi Group, Türkiye’nin gelecek yıl, yüzde 5 düzeyinde tahmin edilen bütçe açığının, 2011 yılında yüzde 4,2 oranına gerileyeceğini ve bundan sonraki süreçte gerilemeye devam edeceğini kaydetti. Bankacılık grubu, gelecek yıl Cari Açığın GYSH’nın yüzde 3,8 ve 2011 yılında da yüzde 4 olacağı tahmininde bulundu…
Ziraat Bankası’nın halka açılması ile iligili açıklamalar yapan Babacan, halka arzın konjonktürle ilgili olduğunu belirterek, “Çok acele eder tavır içinde olmayacağız ama piyasa koşulları uygun olursa, değerini bulur noktada olduğunu görürsek, yapacağız” dedi. Kısa vadede 3 kamu bankasını özelleştirme niyetinde olmadıklarını belirten Babacan, “Kamu bankaları önemli ama yaşanan kriz nedeniyle bir paradigma değişikliğe de yaşamamalıyız. Özel sektör dinamizmiyle büyüme bizim çok temel ekonomik yaklaşımımız. Başka hükümet dönemlerinde, yanlış ellerde kamu bankaları ekonomi için yük haline gelebilirdi. Bunu da unutmamak lazım” diye konuştu.
Önümüzdeki dönemde Gelir İdaresinin yeniden yapılandırılması başta olmak üzere, sigorta primleri, vergiler konusunun tek perspektifle ele alınarak norm birliği sağlanacağını belirten Babacan, gayrı safi yurt içi hasılaya oran itibariyle vergi gelirlerinin pek çok ülkeden düşük olduğuna dikkat çekti. Bunun için kayıt dışılıkla mücadele edeceklerini ancak bu konuda mesafe aldıkça konuşacaklarını söyledi.
En kötü geride kaldı
Büyüme rakamlarına bakıldığında en kötünün geride kaldığını belirten Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelecek dönem risklerine dikkat çekti. Bu yılın son çeyreğinde; bu da olmazsa 2010 yılının ilk çeyreğinde, artı büyüme olacağını belirten Babacan, bugün itibariyle Orta Vadeli Program hedef ve öngörülerinde bir revizyon ihtiyacı olmadığını vurguladı. Bakan Babacan, Vakıf ve Halk Bankasında olduğu gibi Ziraat Bankasının halka açılacağını söyledi.
Gazetecilerle sohbet toplantısında bir araya gelen Babacan, ekonomik büyümenin yavaş ve kademeli olacağını belirterek, önümüzdeki dönem için hala risklerin mevcut olduğuna dikkat çekti. Ekonomik büyümenin bölgeler arasında farklı olmasının bile başlı başına bir problem olduğunu söyleyen Babacan, emtia fiyatlarındaki artış trendinin de dikkatle izlenmesi gereken bir risk faktörü olduğunu belirtti.
İşte o riskler!
Batı Avrupa’da finans kuruluşları ile ilgili problemlerin tam çözülemediğini anımsatan Babacan, bilançosunda hala riskler bulunan bu bankaların Avrupa ekonomisinin büyümesini nasıl finanse edeceği sorusunun da bir başka risk olduğunu söyledi. ABD’de hep merkezi federal hükümete bakıldığını ancak tek tek eyaletler bazında ciddi sorunlar olduğunu belirterek, “Eyaletlerin bütçe açıkları, borçları yükselmiş durumda. Bu nedenle eyaletleri de yakından izlemenin faydalı olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca borcu kısa vadeli ve çok yüksek olan ülkeleri de dikkatli izlemek gerekiyor. AB’ye üye olanlar içinde dahi endişe uyandıranlar var. İsim saymayı doğru görmüyorum. Ama bu ülkelerdeki olası olumsuzluklar lokal de olabilir genele sari de olabilir” uyarısında bulundu. Babacan, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomiye entegre olduğunu, enderekt gelişmelerin küresel risk algısını artırması dolayısıyla bundan gelişmekte olan ülkelerin de etkileneceğini vurguladı.
Ancak Babacan, Türkiye’nin kendine çeki düzen verdiği bir dönemde küresel krize yakalandığını belirterek, sağlam yapıyla krize yakalanmanın krizin etkilerini sınırladığını söyledi. Finans sektörünün Türkiye’de büyümenin ana motoru olacağını ifade eden Babacan, Türkiye ekonomisinin Avrupa’da en hızlı büyüyen ekonomi olacağını tekrarladı.
Aysel ALP / ANKARA / Hürriyet
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2010 Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı’nın TBMM Başkanlığı’na sunulması öncesinde bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Bakan Şimşek, Maliye Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, genel ekonomik hedefler ve 2010 bütçe büyüklükleri hakkında bilgi sundu. Yeni yıl bütçesi 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek.Bakan Şimşek, açıklamalarına, 2010 yılı bütçesinin, küresel krizin etkisiyle bozulan kamu dengelerini düzenlemeyi amaçladığı bilgisini vererek başladı. Bakan, bu bütçeyle bir taraftan giderler kontrol alınırken diğer taraftan da gelirlerin arttırılacağını belirtti Devamını Oku
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız