
Başbakan Erdoğan iki yıldır IMF ile anlaşma yapılmadan yola devam edildiğini ancak bu durumun anlaşma yapılmayacağı anlamına gelmediğini söyledi.
İSTANBUL – Erdoğan, Bağcılar’da yaptırılan ”212 İstanbul Power Outlet Alışveriş Merkezi”nin resmi açılış töreninde yaptığı konuşmada, IMF ile görüşmelere de değinerek şunları kaydetti:
Eczanelere SGK ile tek tek masaya oturması için 15 Ocak’a kadar süre tanıdıklarını ifade eden Başbakan, ayrıca ilaç satışını market ve süpermarketlere taşıyacak yeni bir çalışma yaptıklarını açıkladı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Genel Kurul toplantısında konuşan Erdoğan, “ Göreve geldiğimizde SSK hastanelerinde eczaneleri kapatıp, 2003 yılında 2.5 katrilyonluk kaynağı serbest eczanelere devrettik. Şimdi diyoruz ki batının limitlerinde süreci götüreceğiz. Eczacılarla bir türlü anlaşamıyoruz. 15 Ocak’a kadar SGK ile anlaşan eczacılarla bu işi götürürüz. Ayrıca ABD’de olduğu gibi marketlerde süpermarketlerde ecza ile ilgili standlar kurulması yönünde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu işi geliştireceğiz” dedi.Başbakan’ın verdiği Amerika örneğinde reçeteli ve reçetesiz ilaç grupları marketlerde satılabiliyor. Şu an yasal olarak ‘tek eczane’ açabilen eczacıların yeni düzenlemeyle zincir eczane kurabilmelerinin de önü açılabilir.
Sağlık Bakanlığı:
İlacı satacak market ihaleyle belirlenebilir
Sağlık Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, markette ilaç satışıyla ilgili kanun hükmünün yayımlanmasının ardından bir hafta içinde uygulamaya geçilebileceğini söyledi.Bu konuda hazırlıklı olduklarını ifade eden yetkili, ilaçların hangi marketlerde satılacağının ihale ile belirlenebileceğini söyledi. Yetkili, “Bir haftada kılavuz da dahil tüm hazırlıkları istenen an uygulayabiliriz. Bunlar bildiğimiz konular” dedi.
Eczacılar ne diyor?
Eczanelerin yok olması anlamına geliyor
Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri Özgür Özel, Başbakan Erdoğan’ın ilgili bürokratların yanlış yönlendirmesi sonucu bu açıklamayı yaptığını düşündüklerini söyledi. ABD’nin bu sistemle kişi başı ilaç harcamalarının en yüksek olduğu ülke olduğunu ileten Özgür Özel, bunun hükümetin tasarruf yaklaşımına ters düştüğünü, eczanelerin de yok olması anlamına geldiğini savundu.
17 milyar TL’lik pazar
- Türkiye’de 24 bin eczane bulunuyor.
- Toplam ilaç pazarının büyüklüğü 17 milyar lira.
- Reçeteli ilaç pazarı 15 milyar TL
- Reçetesiz ilaç pazarı 2 milyar TL
- SGK’nın yıllık ilaç harcaması 15.7 milyar TL
Kaynak: Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği
BAŞBAKAN’IN ATIFTA BULUNDUĞU AMERİKAN SİSTEMİNDE MARKETLERDE ECZACI ÇALIŞIYOR
ABD’de ilacın yüzde 70’i drugstore’da satılıyor
ABD’de reçeteli ve reçetesiz ilaçlar, bağımsız eczanelerin yanı sıra ‘drugstore’ adı verilen hem ilaç hem de market ürünleri satan zincir dükkânlarda ve süpermarketlerde de satılabiliyor. Posta yoluyla ve internetten de sipariş verilebiliyor. ABD’de ilaç satışında aslan payını drugstore’lar (ilaç marketi) alıyor. Buralarda ağrı kesici, öksürük şurubu, mide yatıştırıcı gibi reçetesiz ‘tezgâhüstü’ ilaçlar serbest biçimde satılırken reçeteli ilaçlar dükkan içindeki eczacı gözetimindeki ayrı bir bankodan reçete karşılığında dağıtılıyor. Bu dükkanlarda ayrıca perakende ürünleri de satılıyor.
Aslan payını alıyorlar
Amerikan ilaç satışlarının yüzde 70’in üzerinde bir kısmı drugstore’lardan yapılıyor. Süpermarketlerin tezgah üstü ve ecza bankolarından reçeteli ilaç satışı ise yüzde 12’nin üzerinde bir paya sahip. Drugstore’lar arasında 34 milyar dolar piyasa değeri ve 7 bin dükkanı bulunan Walgreens en geniş pazar payına sahip (yüzde 27). Walgreens’i 52 milyar dolar piyasa değeri ve 7 bin dükkanı bulunan CVS takip ediyor. Üçüncü sırada ise 1.87 milyar dolar piyasa değeri ve 4 bin 900 mağazasıyla Rite Aid yer alıyor. CVS’in yüzde 30, Walgreens’in yüzde 34 ve Rite Aid’in yüzde 37 satışlarını ilaç dışı ürünler oluşturuyor. Bu şirketlerin rakibi 4 bin mağazasında reçeteli ilaç bankosu bulunan Wal-Mart. İlaçlar ayrıca Target ve Costco adlı marketlerde de satılıyor. Bu dükkânların bir kısmı 24 saat hizmet veriyor. Dünya ilaç pazarının bu yılki büyüklüğü 825 milyar dolar, bunun 300 milyar doları ABD’ye ait. Avrupa’da Fransa ve Almanya’da reçeteli ilaç sadece eczanelerde satılıyor. İngiltere’de ise ABD’dekine benzer bir durum uygulanıyor.
Zapsu denedi, yasa izin vermedi
Hükümet bu yılın ortalarında reçetesiz ilaç satışlarının zincir marketlerde yapılmasının önünü açacak tasarı üzerinde çalışma yapmıştı. O dönemde işadamı Aziz Zapsu’nun şirketi ForYou, mağazalarına ‘Drugstore’ (ilaç marketi) yazılı afişler asarak reçetesiz ilaç satışı yapacağını duyurmuştu. Yasal dayanak olmaması üzerine ForYou bu afişleri kaldırmıştı.
Türkiye’deki zincir marketlerin de bu konuyla ilgili hazırlık yaptığı belirtiliyor. Ayrıca Demir Sabancı, Sedes Holding’le mart ayında ‘Drogerie’ ve ‘Gratis Drogerie’ markalarını tescil ettirdi ve koruma altına aldırdı. Almanca bir kelime olan drogerie, İngilizce ‘drugstore’ kelimesinin karşılığı. Şirketin bu alanda yatırım yapacağı konuşuluyor.
Ekonomi bulvarı gündemin nabzını tutmaya devam ediyor.Çarşamba günki yazı dizimizi kaçırmayın..
2010 yılına girmeden zamlarda gelmeye başladı.Dün sizlerle paylaşmış olduğumuz Otoyollar’a zam haberinin ardından doğal gazada zam geleceği açıklandı
İşte Detaylar ;
BOTAŞ’ın son dönemde artan doğalgaz maliyetleri nedeniyle 2010 yılına zamla girilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, önceki akşam katıldığı bir televizyon programında, ocak ve şubat aylarında doğalgaza zam yapılabileceğini söyledi.
Buna göre ocakta öncelikle döviz kurundaki artış nedeniyle oluşan maliyet, tüketici fiyatlarına yansıtılacak ancak zam oranı tek haneli tutulacak.
Bu dönemdeki zammın ortalama yüzde 5 civarında olması bekleniyor. Şubatta ise en az yüzde 10′luk bir zam hedefleniyor.
Şubat zammını, özellikle Rusya’nın yeni yıldan itibaren satış fiyatlarını artıracak olması ve dolaylı olarak “al ya da öde” yükümlülüğünün maliyeti tetikleyecek.
Böylece sadece yılın ilk iki ayında maliyet artışlarının etkisiyle en az yüzde 15,5′lik zam yapılacak.
BOTAŞ, “al ya da öde” yükümlülüğü nedeniyle elinde kalan fazla gazı ise satmanın yollarını arıyor. Ancak mevcut kontratları içerisinde şu anda sadece Azeri gazı için re-export yani ithal edilen gazın ihracat hakkı bulunuyor.
Kış ayları zamlı geçecek
BOTAŞ’ın her geçen gün artan maliyetleri nedeniyle uzun zamandır tartışma konusu olan doğalgaz fiyatlarında gelecek aydan itibaren artış yapılacak.
Bakan Yıldız, bu artış oranının kamuoyuna yansıdığı gibi yüzde 50 gibi yüksek bir oranda olmayacağını söyledi ancak şimdiden 2010 yılının geneli için en az yüzde 25′lik bir zam ihtiyacı mevcut.
Bunun büyük bir kısmı ise yılın başında yapılacak. Özellikle doğalgaz tüketiminin yoğun olduğu bu kış aylarında yapılacak zam ise en çok konut abonelerini olumsuz etkileyecek.
Çünkü sanayi kesimine yapılacak olan zammın daha aşağıda tutulması düşünülüyor.
Üstelik BOTAŞ yeni yıldan itibaren yıllık tüketimi yüksek olan serbest tüketicilere yüzde 8′e varan oranlarda iskonto uygulamaya hazırlanıyor.
BOTAŞ, bu yolla düşen gaz tüketimini hareketlendirerek, “al ya da öde” yükümlülüğünün yarattığı faturayı da aşağıya çekmeyi hedefliyor.
Azeri gazı mı satılacak
Düşen doğalgaz tüketimi nedeniyle İran ve Rusya’dan aldığı doğalgazı satmakta sıkıntı çeken ve bu nedenle alamadığı gazın dahi parasını ödeme durumunda kalan BOTAŞ, çare arayışını da hızlandırdı.
Elindeki fazla gazı satmayı hedefleyen BOTAŞ’ın kontratları içerisinde ise bu duruma sadece Azerbaycan izin veriyor.
Azeri gazının her yıl 750 milyon metreküpünü Yunanistan’a satan BOTAŞ’ın, daha fazla gaz transfer ederek elindeki fazla gazı eritmeye yönelmesi durumunda ise iç tüketimde Rus ve İran gazının payı artacak.
Ancak Türkiye hâlâ Azeri gazını düşük fiyattan aldığı için, bu durum iç tüketim maliyetlerini artıracak. Yani tüketici daha pahalıya mal edilen Rus ve İran gazını kullanarak daha yüksek faturalar ödemek durumunda kalabilecek.
2008 ZAM, 2009 İNDİRİM YILI OLDU
Uzun zamandır kamuoyunda tartışılan ve 2010 yılının genelinde yapılacak doğalgaz zamlarının yakın geçmişine bakıldığında ise 2008 yılı zam, 2009 yılı ise indirim yılı oldu.
Petrol fiyatlarının tavana vurduğu 2008 yılının genelinde doğalgaza kümülatif olarak yüzde 60′lara varan oranlarda zam yapıldı.
Ancak bu zammın büyük kısmı, bir kalemde yapılan yüzde 20-25′lik zamdan geldi. 2009 yılına gelindiğinde ise yapılan bu zam indirim yoluyla geri alındı.
2009 yılını zamsız geçiren Türkiye, doğalgazı yıl genelinde yüzde 38 indirimli kullanmış oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da 2009 yılının başında yıl sonuna kadar zam yapılmayacağı yönünde açıklama yapmıştı.
Ancak artan maliyet baskısı nedeniyle 2010 yılında indirim yerine bol bol zam yapılması bekleniyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 20 Şubat 2001’de 9 bankanın, “mesai saatleri dışında Merkez Bankası’ndan 4 milyar dolar alım yaptığını ve sadece bir günde 1 katrilyon 635 trilyon kazandıklarını belirterek, “Adeta Merkez Bankası’na bir enjektör dayandı ve bu milletin kaynakları, kazançları, alın teri maalesef çekildi” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanun Tasarısı’nın üzerindeki eleştirileri yanıtlayan Erdoğan, 20 Şubat 2001 günü iktidarda MHP-DSP-ANAP koalisyonunun bulunduğunu hatırlatarak, “Milliyetçiydiniz de, bu ülkenin böyle göz göre göre soyulmasına neden seyirci kaldınız, akşam karanlığında Merkez Bankası soyulurken milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?” dedi.
‘Dolar hızla yükseldi’
Erdoğan şunları söyledi: “Bazı bankalar, mesai saati dışında, Merkez Bankası’ndan çok yüklü miktarlarda döviz alımı yapıyorlar. Bir banka 1 milyar 63 milyon dolar, bir başkası 764 milyon dolar, bir başkası 426 milyon dolar… Liste uzayıp gidiyor. Dolar kuru, 685 bin Türk lirası. Bu alımların hemen ardından kriz patlıyor, dolar hızla yükseliyor ve 1 milyon 80 bin Türk lirasına çıkıyor. Bu bankaların birkaç saat sonraki kârları; biri 296 trilyon, bir diğeri 211 trilyon, bir diğeri 116 trilyon Türk Lirası. Bu bankaların bir gün sonraki kârı; ilkininki 419 trilyon, ikincisininki 300 trilyon, sonrakinin 166 trilyon Türk lirası.”
“O gece, en fazla alım yapan 9 bankanın satın aldığı döviz miktarı, 4 milyar 163 milyon dolar” diyen Erdoğan şöyle devam etti:
“Bu 9 bankanın bir saat sonraki kârı, 1 katrilyon 153 trilyon Türk lirası. Bir gün sonraki kârları, 1 katrilyon 635 trilyon Türk lirası. Bunu milletime yaşattılar. Kim yaşattı? MHP-DSP-ANAP… Sonuç; o zamanın banka başındaki Rahşan affına girdi.
Teftiş kurulları da ne yazık ki bununla ilgili ‘uygulamalar yasalara uygundur’ dedi ve bunlar geçiştirildi. Ben o günün neticesini veriyorum sizlere. Herşey belgeleriyle ortada. Bizi, ülkeyi satmakla, ihanetle, hıyanetle suçlayanlara buradan sesleniyorum: İhanet, hıyanet diyorsunuz, peki bu nedir?”
Erdoğan, “Milliyetçiyim diyerek ortalıkta dolaşanlara sesleniyorum: Milliyetçiydiniz de, bu ülkenin böyle göz göre göre soyulmasına neden seyirci kaldınız, neden sesinizi çıkarmadınız, akşam karanlığında Merkez Bankası soyulurken, milli bankamız soyulurken, milletimin bütün imkânları soyulurken, milliyetçiliğinizi o gün neden hatırlamadınız?
2001 krizi işte Türkiye’nin böyle kötü yönetilmesinin bir sonucuydu, 2009’da yaşadığımız mali kriz ise dünyanın kötü yönetilmesinin bir sonucudur” diye konuştu.
Bahçeli: Başbakan iddiaları açıklasın
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın 2001 krizine ilişkin yaptığı eleştirilere, “Başbakan’ın bir şeyi dürüstçe yapması gerekir. Merkez Bankası’nda çekilen paralar… Hangi bankalara ne kadar gitmiştir, bütünüyle açıklamasında yarar var. 2001 krizinin pimini kim çekmiştir? Bundan sonra siyaset nasıl gelişti ve AK Parti nasıl iktidara geldi? Başbakan’ın bunu açıklaması lazım” karşılığını verdi. Bahçeli, Başbakan’ın bunu açıklamaması halinde, kendisinin MHP grup toplantısında açıklayacağını bildirdi.
Bu sözlerin sahibi Prof. Dr. Mümtazer Türköne. Kendisi Akp İstanbul Milletvekili Özlem Türköne’nin eski eşi,Zaman gazetesi köşe yazarı,Tansu Çiller’in eski danışmanı,78′lerin ülkücüsü,kemalizmin 1930′lardaki italyan faşizminin ilkeleri ile örtüştüğünü söyleyen deyim yerindeyse tam bir fırıldak. Peki ne oldu da bu 78′lerin entel ülkücüsü bir anda teröristbaşının serbest bırakılmasını ister oldu. Biliyorsunuz ki son dönemde demokratik açılım adı altında ülkenin gündemine yerleştirilen terör çığırtkanlığı tabiki yandaş medyayıda harekete geçirmek zorunda bıraktı.
Yandaş medya diyince tabiki akla gelen ilk gazete Zaman. Bu gazete ne kadar “Yaftalamayın” reklamıda yapsa, TMSF’nin elinde bulunduğu sırada Star gazetesine transfer olan eski Zaman yazarı Mustafa Karaalioğlu sayesinde bu reklamların bir anlamı kalmamıştır. Türköne’nin formülü bir hayli ilginç. “Osmanlı gibi büyük düşünülmesini öneriyorum. Yani Apo’ya paşa rütbesi verilebilir. Osmanlı mantığıyla yaklaşırsanız, Bodrum Türkbükü’ne gönderilmesini öneriyorum”.Bir Profesörün bunu söylemesi bir hayli ilginç. Adı sanı duyulmamış bir Profesörün YÖK başkanı olduğu bu dönemde, ülkeyi bölen açıklamalarda bulunan insanların Profesör, Aydın ünvanı alması çokta şaşılacak bir olay değil.
Tabi bugün Tokat’ta yaşananlar aslında açılımın ne kadar da anlamsız bir çaba olduğunu hepimize gösterdi. Jandarma ekiplerine kurulan pusuda 7 asker şehir düştü, 3 asker ise yaralandı. İktidarın kafasında ne var anlamak mümkün değil lakin eğer siz bir sorunu çözmek için birşeyler yaptığınızı söylüyorsanız fakat bu konuda hiçbir gelişme olmuyor hatta aksine durum daha da vahimleşiyor, Diyarbakır’da,Hakkari’de bir sürü insan sokaklarda Apo ve Pkk yandaşı olduğunu açık açık sokaklarda bağırıyor ise, Devletin polisi olayları yatıştıramıyor sokakta kanunlar değil,belirli bir etnik kesimin ritüelleri geçerli oluyorsa insanlara çözüm adı altında sunduğunuz bu açılım hiçbir işe yaramamış demektir.
Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Amerika’ya Barack Obama ile görüşmeye gitti. Görüşmenin birçok kritik başlık içermesine rağmen, asıl konu tabiki Abd’nin bizden Afganistan’a biraz daha asker istemesi. Tabi Abd Başbakan’a ne diyecekte ikna etmeye çalışacak orasını bilmiyoruz fakat Türkiye’nin ismi daha çok bu tarz haberlerde geçer bunu tahmin etmek çok zor değil…..
Saygılarımla
Ali Orkun
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız