
Çinli bir araştırma şirketinin beş yıllık bir süreçte Çin, ABD, Hindistan ve Avrupa’daki zengin insanlarla görüşerek hazırladığı bir araştırma, milyarderleri diğer insanlardan ayıran üç temel özellik olduğunu ortaya çıkardı.
Forbes dergisinde yayımlanan bir köşe yazısında, araştırmaya katılanların çoğunlukla şans ve zamanlamanın milyarder olmak için önemli faktörler olduğu belirttiğine dikkat çekilirken, kaybetmekten korkmayan, yaratıcı ve doğru kişilerle evlenenlerin milyarder sıfatını diğerlerine göre daha kolay aldığı belirtildi.
” İlerleyen günlerde ticaret hakkında sizlere ana bilgileri sunmaya başlayacağız.Bizi takip etmeye devam edin ! ” Devamını Oku

Advertorial – Yaz ayları yaklaşmadan,herkezde tatlı bir telaş başladı..
Özellikle gördüğümüz kadarıyla yaz tatilini keyifli geçirmek isteyenler önceden rezervasyonlara önem veriyolar.Vakansee ile sizde keyifli bir yaz tatili geçirebilirsiniz! Tek yapmanız gereken yazımızın devamını okumak ardından koltuğunuza yaslanıp birbirinden güzel oteller arasından kendi bütçenize uygun ve eğleneceğinizi düşündüğünüz bir otel seçmek!
Ardından yaz tatilinizi ne kadar güzel geçireceğinizi düşünmek..

Geçtiğimiz haftayı düşüşle kapatan piyasalar bu hafta nasıl seyir izleyecek ?
İşte yatırımın hazırlamış olduğu piyasa yorumu şöyle ;
ABD endeksleri Cuma günü kapanışa doğru kayıplarını geri alarak hafif artıda kapandı. Hafta sonu G-7 Maliye Bakanları’nın Yunanistan’ın planına destek veren ve harcamaları sürdüreceklerine dair yaptıkları açıklamalar yatırımcıları tatmin etmemiş gözüküyor. Nitekim euro’da bu sabah itibarı ile
değer kayıpları sürüyor. Açılışta Avrupa endekslerinin ABD’yi takip ederek toparlanması bekleniyor. Devamını Oku
Kasım itibarıyla binek otoda geçen yıla göre yüzde 11,6 artış gösteren pazarın, yıl sonunda 360 bini binek olmak üzere 540 bini geçmesi bekleniyor. İndirim kampanyaları sayesinde aralıkta 75 bin satış hedeflenirken, sektör yöneticileri talebin öne çekildiğini, 2010′da pazarın yüzde 15 daralacağını öngörüyor.
İstanbul’daki yeni ofisinde sektördeki gelişmeleri değerlendiren Toyota Pazarlama CEO’su Ali Haydar Bozkurt, teşviklerle bu yıl otomotiv pazarında krizin hissedilmediğini, ancak 2010′da teşvik beklemediklerini söyledi. Talebin teşviklerle birlikte öne çekildiğini vurgulayan Bozkurt, birkaç gün sonra başlayacak yeni yılda 310 bini otomobil, 150 bini ticari araç olmak üzere 460 binlik bir pazar hedefi olduğunu kaydetti. Bozkurt, “Bu pazarda Toyota 26 bin 500 adetlik satışla yüzde 8,2′lik bir pazar payı bekliyor. Bu hedef kısa sürede artacak. 2015′e kadar yıllık satış hedefimizi 50 bine ve pazar payımızı yüzde 10′a çıkarmak istiyoruz.” dedi. Bozkurt, Türkiye Toyota’daki 19 yıllık Sabancı dönemini birkaç ay önce 85 milyon dolarlık satın alma ile kapatan ALJ Grup’un markanın dünyadaki lider konumunu Türkiye’ye de uyarlama planı olduğunu açıkladı. Bozkurt, bunun için 10 yıllık süreç belirlendiğini ifade etti.
Görevi devraldıktan sonra Belçika’daki Toyota Avrupa merkezi ile Japonya’daki Toyota merkezinde neredeyse tüm Toyota başkanları ve üst düzey yöneticileri ile görüştüğünü vurgulayan Bozkurt, şöyle konuştu: “Onlara başta Türkiye pazarı olmak üzere Avrupa ve Doğu Avrupa pazarlarında iş yapacak hafif ticari araç üretimini düşünmelerini önerdim. Hiç itiraz etmeden dikkatle dinlediler.” Bozkurt, 70 bin adetlik üretimin kendini kurtaracağını ve Türkiye’de Toyota’nın bu yatırıma girebileceğini kaydetti.
İlk başta Dubai’nin emlak şirketi 26 milyar dolarlık borcuna erteleme istedi. Bununa birlikte piyasalarda kısa süreli bir tedirginlik yaşandı.
Daha sonra gündeme 250 milyar Euro’yu aşan kamu borçları yüzünden nefes alamayacak hale gelen Yunanistan geldi. Ek borçlanma sınırını gayrı safi yurtiçi hâsılanın %9’una çekmeyi de başaramayan Yunanistan’ın kredi notu reyting ajansları tarafından düşürüldü ve bu AB üyesi kredi riski yüksek ülkeler sınıfına dâhil oldu. Euro bölgesinin kredi notu en düşük ülkesi artık Yunanistan. Euro kullanan bir AB ülkesinin borçlarını ödeyememe tehlikesine sürüklenmesi Yunan bankalarının borsada hızla değer kaybetmesine, Avrupa ortak para biriminin döviz piyasalarında baskı altına girmesine ve Avrupa borsa endekslerinin puan kaybetmesine yol açtı.
DUBAİ, YUNANİSTAN ŞİMDİ İSE İSPANYA
Küresel krizinde suçlu bulanan taraflardan kredi derecelendirme kuruluşları yine yılın son günlerinde gündeme oturdu. Yunanistan’ın kredi notunun indirilmesinin ardından uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), İspanya’nın not görünümünü durağandan negatife çekmesi tedirginliği arttırdı
S&P’den yapılan açıklamada, İspanya’nın “AA “ olan uzun dönem ve “A-1” olan kısa dönem kredi notlarının ise teyit edildiği bildirildi.
Kredi derecelendirme kuruluşu, ülkenin kredi notunu ocak ayında “AAA”dan “AA “ya indirmişti.
S&P, görünümün durağandan negatife çekilmesine gerekçe olarak, gayri safi yurt içi hasılanın yavaş büyüme beklentisi ve ısrarlı yüksek mali açığı gösterdi.
Negatif görünümün mali ve dış dengesizliklerin çözümü konusunda otoritelerin daha agresif önlemler almaması durumunda kredi notunun gelecek iki yıl içinde indirilebileceği riskini de yansıttığını belirten kuruluş, ancak İspanya’nın düzenlemeleri yapmak için hala vakti olduğunu kaydetti.
İspanya’da işsizlik iki yıldan daha az süre içinde Avrupa Birliği’nin en yüksek seviyesi olan yüzde 18’e çıktı. İspanya’nın 2010’un başlarından önce resesyondan çıkması beklenmiyor.
DÖRT AVRUPA ÜLKESİ İFLAS EDEBİLİR
2009’da bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntılar nedeniyle Avrupa’nın canını sıkan Doğu Avrupa yeniden tedirginliği arttırıyor. Şu an Avrupa’da iflas riski artan ülkelerin başında Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve Macaristan var.
Dünya da etkisin gösteren ülkemizdede olumsuz etkiler meydana getiren ekonomik kriz var!
Bunu bilmeyen,duymayan kaldımı ?..Aslında kriz bizi yakından,uzaktan etkilemezdi ama..Kriz de işler kötü olduğunu tüm esnaf vurguluyor ; bizim vatandaşlar olarak yapmamız gerekenler neler sorusu üzerinde tartışmaya nedersiniz?..
Ülkemiz’e yapılan yatırımlar her geçen gün artıyor!Artmaya devam edecek..Çünki biz doğu ile batı arasındaki en büyük ve en gelişmiş köprüyüz! Bunun verdiği önemin yanında ülkemizin konumu,iş alanlarını anlatmama gerek yok diye düşündüm..Özellikle otomotiv alanında yapılan yatırımlar ülkemizde ön plana çıkmaya devam ediyor..Otomotiv ve otobüs gibi ürünler üreten en başta akıllara gelen sabancı holding gerçekten büyük işler başarıyor.Son olarak Temsa’nın geliştirmiş olduğu “Avenue” çok büyük önem arz ediyor..Başta ingiltere,azerbaycan ve almanya gibi ülkelere ihraç edilecek olan otobüs ile bizi grurlandırmaya devam edecekler..
Ama gel görki ülkemizde kullanılan halk otobüsleri hep yabancı üretim..Neden böyle oluyor derseniz ; bunu belediye başkanlarına sormak lazım..
Rakamlarla Temsa Global
- 2008 cirosu 870 milyon dolar. 2008 toplam otobüs ihracatı 202 milyon dolar.
- Adana fabrikasında üretilen otobüslerin yüzde 75’i ihraç ediliyor. Bunların yüzde 80’i Avrupa’da satılıyor.
- Adana, Adapazarı ve Mısır’da fabrikaları var. Adana ve Mısır tesislerinin yıllık üretim kapasitesi 1.500 adet otobüs ve 2 bin 500 adet midibüs. Fuso Canter üreten Adapazarı fabrikasının kapasitesi yıllık 7 bin 500 adet.
- Yurtiçi piyasaya 6, ihraç pazarlarında 9 ürünün satışını gerçekleştiriyor.
- Adana ve İstanbul’daki iki ayrı Ar-Ge merkezinde toplam 320 kişi çalışıyor.
Ziraat Bankası’nın halka açılması ile iligili açıklamalar yapan Babacan, halka arzın konjonktürle ilgili olduğunu belirterek, “Çok acele eder tavır içinde olmayacağız ama piyasa koşulları uygun olursa, değerini bulur noktada olduğunu görürsek, yapacağız” dedi. Kısa vadede 3 kamu bankasını özelleştirme niyetinde olmadıklarını belirten Babacan, “Kamu bankaları önemli ama yaşanan kriz nedeniyle bir paradigma değişikliğe de yaşamamalıyız. Özel sektör dinamizmiyle büyüme bizim çok temel ekonomik yaklaşımımız. Başka hükümet dönemlerinde, yanlış ellerde kamu bankaları ekonomi için yük haline gelebilirdi. Bunu da unutmamak lazım” diye konuştu.
Önümüzdeki dönemde Gelir İdaresinin yeniden yapılandırılması başta olmak üzere, sigorta primleri, vergiler konusunun tek perspektifle ele alınarak norm birliği sağlanacağını belirten Babacan, gayrı safi yurt içi hasılaya oran itibariyle vergi gelirlerinin pek çok ülkeden düşük olduğuna dikkat çekti. Bunun için kayıt dışılıkla mücadele edeceklerini ancak bu konuda mesafe aldıkça konuşacaklarını söyledi.
En kötü geride kaldı
Büyüme rakamlarına bakıldığında en kötünün geride kaldığını belirten Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelecek dönem risklerine dikkat çekti. Bu yılın son çeyreğinde; bu da olmazsa 2010 yılının ilk çeyreğinde, artı büyüme olacağını belirten Babacan, bugün itibariyle Orta Vadeli Program hedef ve öngörülerinde bir revizyon ihtiyacı olmadığını vurguladı. Bakan Babacan, Vakıf ve Halk Bankasında olduğu gibi Ziraat Bankasının halka açılacağını söyledi.
Gazetecilerle sohbet toplantısında bir araya gelen Babacan, ekonomik büyümenin yavaş ve kademeli olacağını belirterek, önümüzdeki dönem için hala risklerin mevcut olduğuna dikkat çekti. Ekonomik büyümenin bölgeler arasında farklı olmasının bile başlı başına bir problem olduğunu söyleyen Babacan, emtia fiyatlarındaki artış trendinin de dikkatle izlenmesi gereken bir risk faktörü olduğunu belirtti.
İşte o riskler!
Batı Avrupa’da finans kuruluşları ile ilgili problemlerin tam çözülemediğini anımsatan Babacan, bilançosunda hala riskler bulunan bu bankaların Avrupa ekonomisinin büyümesini nasıl finanse edeceği sorusunun da bir başka risk olduğunu söyledi. ABD’de hep merkezi federal hükümete bakıldığını ancak tek tek eyaletler bazında ciddi sorunlar olduğunu belirterek, “Eyaletlerin bütçe açıkları, borçları yükselmiş durumda. Bu nedenle eyaletleri de yakından izlemenin faydalı olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca borcu kısa vadeli ve çok yüksek olan ülkeleri de dikkatli izlemek gerekiyor. AB’ye üye olanlar içinde dahi endişe uyandıranlar var. İsim saymayı doğru görmüyorum. Ama bu ülkelerdeki olası olumsuzluklar lokal de olabilir genele sari de olabilir” uyarısında bulundu. Babacan, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomiye entegre olduğunu, enderekt gelişmelerin küresel risk algısını artırması dolayısıyla bundan gelişmekte olan ülkelerin de etkileneceğini vurguladı.
Ancak Babacan, Türkiye’nin kendine çeki düzen verdiği bir dönemde küresel krize yakalandığını belirterek, sağlam yapıyla krize yakalanmanın krizin etkilerini sınırladığını söyledi. Finans sektörünün Türkiye’de büyümenin ana motoru olacağını ifade eden Babacan, Türkiye ekonomisinin Avrupa’da en hızlı büyüyen ekonomi olacağını tekrarladı.
Aysel ALP / ANKARA / Hürriyet
Milyar dolarlık hedge fonlar,zengin spekülatörler ve hükümetlerin altına hücum etmesi nedeniyle altının ons fiyatı geçen günlerde 1100 doların üzerine çıkarak rekor bir seviyeye ulaştı.
Doların giderek değer yitirmesi,ABD ve Avrupa’nın bütçe açığının büyümesi yıllar boyunca tedirgin olan yatırımcıların sığındığı güvenli bir liman olarak görülen altını coşturdu…
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız