
Ankara’ya 2 senedir özellikle çok gitmeye başladım..
Niye olduğunu bilmiyorum ama Ankara’yı çok sevdiğim kesin.Karaman – Ankara yolunda ilerlerken sizlerle paylaşmam gereken olanları not alarak aldım ve bugün sizlerle paylaşmak istedim..Sabah saatlerinde yola koyuldum. Ardından Konya’ya girmeden dikkatimi çeken görüntüler manzaralar oldu.Bu manzaralar Ankara’ya kadar devam etti.
Serbest Piyasayı Denetleme Kurulu İç Anadolu’yu Unutmuş!
Konya’ya girmeden 10 km öncesinde benzin istasyonları’nın satış kavgası hemen dikkatinizi çekiyor.Fiyatlardaki düzensizlikler göze çok çarpıyor.Bir benzin istasyonunda lpg 1,99 iken diğerinde 2,01.Fiyatlar çok karışık.. Devamını Oku
Güneydoğu’daki iller ise sıralamanın ortalarında yer aldı. Araştırmayı yürüten öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Tatlıdil bu duruma ilişkin ”Buralarda iş bulma umudu olmadığından, mesela Siirt’teki bir işsiz, iş aramak için Siirt’teki İşkur şubesine gitmiyor, Ankara, İstanbul, İzmir’deki İşkur bürolarına başvuruyor ya da hiç başvurmuyor” dedi.
Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Tatlıdil ile Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünde (İŞKUR) görev yapan Barış Özgürlük, ”çok kriterli karar verme yöntemi” kullanarak, 81 ilin işgücü piyasası açısından risk oranlarını hesapladı.
”İşgücü Piyasasında İllerin İşsizlik Risklerinin Analitik Hiyerarşi Süreci ile Belirlenmesi” başlıklı araştırmada, Ocak 2008-Ocak 2009 dönemi İşkur ve Sosyal Güvenlik Kurumu verileri esas alındı.
Risk oranı tespitinde, uzun süreli işsizlik, gençlerde işsizlik, düşük eğitimli işsizlik ve tazminat başvuruları kullanıldı. Bu değişkenlerin riske etkisi sırasıyla yüzde 49, yüzde 27, yüzde 15 ve yüzde 9 olarak kabul edildi.
Konuya ilişkin A.A muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Tatlıdil, ”Önem dereceleri tamamıyla bizim kendi değer yargılarımızla verilen önemdir. Burada çok kriterli karar vermeyle, subjektif bir takım düşüncelerle hareket ediyoruz. Başka biri tam tersini yapabilir” dedi.
Soru üzerine, bu konuda ulusal ve uluslararası çalışmalarda paralel bir derecelendirmenin esas alındığını, ancak yurtdışındaki çalışmalarda işyeri sayıları gibi farklı değişkenlerin de dahil edildiğini, Türkiye’de bu veriler sağlıklı olmadığı için araştırmada kullanmadıklarını söyledi.
Çalışmada teknik bir hata bulunmadığını belirten Tatlıdil, ortaya çıkan verilerin sağlıklı olup olmamasının, İşkur verilerinin sağlıklı olup olmadığına bağlı bulunduğunun altını çizdi.
-EN YÜKSEK RİSKLİ BARTIN, EN AZ RİSKLİ İSTANBUL-
Araştırmaya göre, ”analitik hiyerarşi süreciyle” yapılan sıralamada, Bartın en yüksek riskli il olarak belirlendi. Bartın’ı, Kastamonu, Muş, Kütahya, Çankırı, Sivas, Artvin, Şanlıurfa izledi.
En az riskli illerin başında ise İstanbul geldi. Sırasıyla Bilecik, Edirne, Antalya, İzmir, Iğdır, Denizli, Ankara en düşük işsizlik riskine sahip iller oldu.
Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki iller listenin ortalarında yer aldı. Prof. Dr, Tatlıdil, buna ilişkin, ”Sebebi şu? Buralarda zaten iş bulma umudu olmadığı için, dikkat çekmemiş. Mesela Siirt’teki bir işsiz, iş aramak için Siirt’teki İşkur şubesine gitmiyor, umudu yok, Ankara, İstanbul, İzmir’deki İşkur bürolarına başvuruyor ya da hiç başvurmuyor” diye konuştu.
Tatlıdil, genel olarak tabloyu yorumlarken de Bartın, Kastamonu, Muş gibi illerde imalat yapan küçük işletmelerin yoğun yer aldığını, krizin en fazla bu kesimi etkilediğini söyledi. Orta ve büyük ölçekli işletmelerin, işletme sermayeleri sayesinde ayakta kalabildiğini, ancak küçük işletmelerin kriz sürecine fazla dayanamadığını kaydetti.
Riskin düşük hesaplandığı İstanbul, Bilecik, Edirne ve Antalya’da da imalat sanayinin yanında hizmet ve tarım sektörlerinin de canlı olduğunu ifade ederek, imalat sanayinin krizden etkilendiğini, diğer iki sektörün bu noktada önem taşıdığını söyledi.
-TABLO-
Araştırmaya göre, işgücü piyasasında illerin işsizlik risklerinin analitik hiyerarşi süreciyle sıralaması şöyle:
. RİSK ORANI
İLLER (Yüzde)
———- ———-
1. İstanbul 37,01
2. Bilecik 38,93
3. Edirne 39,24
4. Antalya 39,31
5. İzmir 40,15
6. Iğdır 42,22
7. Denizli 43,07
8. Ankara 43,71
9. Kırklareli 43,76
10.Hatay 43,77
11.Tekirdağ 43,83
12.Osmaniye 44,09
13.Bayburt 45,21
14.Bursa 45,69
15.Çanakkale 46,16
16.Bolu 46,50
17.Adıyaman 46,56
18.Kars 46,63
19.Yalova 47,48
20.Kilis 47,65
21.Adana 48,83
22.Ordu 48,89
23.Mersin 48,97
24.Kayseri 49,13
25.Muğla 49,61
26.Manisa 50,82
27.Düzce 51,05
28.Aksaray 51,26
29.Kahramanmaraş 51,27
30.Diyarbakır 51,50
31.Konya 51,88
32.Karaman 52,00
33.Van 52,03
34.Burdur 52,06
35.Aydın 52,16
36.Mardin 52,29
37.Trabzon 52,75
38.Bingöl 52,77
39.Balıkesir 53,11
40.Nevşehir 53,44
41.Isparta 53,60
42.Samsun 53,66
43.Giresun 53,90
44.Sakarya 54,24
45.Yozgat 54,36
46.Tunceli 54,51
47.Gümüşhane 54,57
48.Şırnak 54,72
49.Elazığ 54,76
50.Afyonkarahisar 54,78
51.Ağrı 54,90
52.Gaziantep 55,05
53.Malatya 55,14
54.Kocaeli 55,62
55.Sinop 55,71
56.Tokat 55,90
57.Eskişehir 56,00
58.Amasya 56,08
59.Uşak 56,22
60.Çorum 56,57
61.Niğde 56,57
62.Erzurum 56,58
63.Siirt 56,70
64.Zonguldak 57,61
65.Ardahan 58,09
66.Kırşehir 58,52
67.Bitlis 58,53
68.Karabük 59,88
69.Erzincan 59,91
70.Batman 60,13
71.Rize 60,54
72.Hakkari 60,61
73.Kırıkkale 60,77
74.Şanlıurfa 61,61
75.Artvin 62,50
76.Sivas 62,67
77.Çankırı 63,24
78.Kütahya 63,52
79.Muş 67,11
80.Kastamonu 68,34
81.Bartın 75,34 // Zaman
Anadolu Endüstri Holding’in Başkanı Tuncay Özilhan’ın sabah gazetesinden Şelale Kadak ile yapmış olduğu röportajda son gelen vergiler hakkında görüşlerini,ÖTV artışının sektöre etkileri, 25 bin kişi çalıştıran bir grubun başkanı olarak 2010 yılına ait fotoğrafta neler gördüğü ve yine kriz yıllarında başkanlık yaptığı TÜSİAD’a ilişkin görüşleri bu röportajda…
ADETA CEZALANDIRILDIK!
Hükümet biradan aldığı Özel Tüketim Vergisi’ni (ÖTV) yüzde 35 gibi bir oranda artırınca siz de geçen hafta isyan ettiniz ve bizi zam yapmaya zorluyorlar dediniz. Böyle bir artış beklemiyor muydunuz? Hiç beklemiyorduk. Adeta cezalandırıldığımızı düşünüyorum. Bir enflasyon oranında artmasına kimse itiraz etmezdi. Biz de etmezdik. Ama enflasyonun çok üstünde bir artış oldu. Düşünün üstelik geçen yıl iki kez ÖTV artışı yapıldı. Enflasyon oranında hadi dedik yüzde 10 olur ama yüzde 34 bir seferde gelince nefesimiz kesildi. Bu sektörü öldürüyor bu artışlar.
Türkiye’de en çok bira mı tüketiliyor? Alkollü içecekler arasında litre olarak en çok bira, sonra rakı ve şarap tüketiliyor Türkiye’de ama biliyorsunuz biranın alkol oranı çok düşüktür.
Biranın vergisinin 2002 yılından bu yana yüzde 737 gibi çok büyük bir oranda artmış. Biranın vergisi 2002′den 2009′a kadar yüksek 737 gibi büyük bir oranda arttı. Rakıdaki artış bu dönemde yüzde 200, şaraptaki vergi artışı ise yüzde 65 oldu. Oransal olarak en çok vergi yüküyle yüklenen ne yazık ki bir oldu.
Bira çok tüketildiği için Ankara en çok vergiyi buradan almak istiyor olabilir mi? En kolayı bu galiba. Ama yanlış. Bugün baktığınız zaman alkollü içkilerden alınan ÖTV’nin yüzde 60′ını bira öder hale geldi. Eskiden bu yüzde 30′lar seviyesindeydi. Düşünün ki şarapçılar, rakıcılar yüzde 40′ını ödüyor.
TÜRKİYE BÜYÜYOR AMA…
Arpadan başlayarak biraz anlatır mısınız? Bira üretiminin bu ülkeye katkısına bakarsak neler görüyoruz? Bir kere her şeyden önce bira üretimini biz yüzde 100 yerli yapıyoruz. Yani arpadan, şerbetçi otundan, şişe imalatçısından, etiketine, kasasına kadar her üretimde kullanılan her şey yerli. Ayrıca dağıtımdan, lojistiği ve perakendecisi de bu işten alıp, satıp para kazanıyor. Yani yüz binlerce insandan söz ediyoruz. Türkiye’de en çok arpa, şerbetçi otu, şişe alan, etiket bastıran şirket. Bakınca çok büyük bir gruba para kazanma imkânı veriyor. 800 milyon litre biranın dağıtımını da katarsanız aileleriyle birlikte bir 500 bin insandan söz ediyoruz bu sektörden ekmek yiyen.
Bu sektör karlı olmaktan çıkıyor olabilir mi? Son dört-beş yıldır sektör büyümüyor. Türkiye’nin yüzde 5-6 büyüdüğü düşünülürse, sektör hep yüzde 1 büyüdü. Adam başı tüketim hep aynı litrelerde kaldı. Türkiye’de kişi başı yıllık tüketim yaklaşık 11 litredir. Bu miktar Almanya’da mesela 140 litredir. Avrupa ortalaması 70-80 litredir. Müslüman ülkelere bakınca dahi bizden daha yüksektir herhalde. Nüfus artıyor ama adam başı tüketim artmıyor. Çünkü pahalı bir meta haline geliyor. İçilemez hale geliyor.
En büyük üretici siziniz. Vergi yükü yatırım planlarınızı etkiliyor mu? Fabrikada 2 bin 100 kişi çalışıyor ama yurtiçinde yıllardır yatırım yapmıyoruz, yurtdışında yapıyoruz. Türkiye’de yatırım yapmak için bir motivasyonumuz yok.
Peki Ankara sesinizi duyuyor mu? Dönem dönem Ankara’da Maliye Bakanlığıyla, ekonomiden sorumlu bakanlıkla konuştuk. Onların yaklaşımı içerler, tüketirler oldu.
Cironuzun ne kadarı vergi oldu böylece? Ciromuz 1 milyar lira ve 1 milyar lira da vergi verdik. Bu sektörde açık yok. Kayıt içinde bir sektör, yüzde 100 vergilendirilen, hiçbir kaçağın olmadığı bir sektör.
TÜSİAD’IN KONUŞAN YAPISI DOĞAL KARŞILANMALI
Böyle bir dönemde TÜSİAD’a başkanlık yapacak olan Ümit Boyner’in işi zor mu sizce? TÜSİAD Başkanlığı her dönem zordur. Çünkü Türkiye zor ve gündemi çok hızlı değişen bir ülke. Her dönemde TÜSİAD mutlaka hükümetlerle polemiğe girebiliyor. Doğal karşılıyorum. TÜSİAD’ın konuşan bir yapısının olması doğal, siyasetçilerin eleştirileri doğal karşılaması gerekir. Çünkü TÜSİAD sadece eleştirmiyor. TÜSİAD’ın yapıcı tenkitlerine devam etmesi, siyasetçilerin de bunu kabullenmesi lazım. Çünkü hepimiz aynı geminin içindeyiz.
Bu dönem başkan olsaydınız ne yapardınız? TÜSİAD bir konuda yorum yapınca, insanlar görmezden gelemiyor. Ben siyasetçileri bir araya getirmek için çok çaba sarf ederdim herhalde. Şu dönemde gündemin karışık konularında, karşılıklı konuşma, birlik beraberlik, tarafları bir araya getirmede TÜSİAD’a önemli rol düşebilir. Evet, siyasiler tenkit ediyor zaman zaman. İşinize bakın diyorlar. Ama bizler bu ülkede yaşadığımız müddetçe, TÜSİAD da konuşmak mecburiyetinde. Büyük bir ihtimalle TÜSİAD’ın Avrupa’daki muhatapları bunlarla uğraşmıyordur. Çünkü ekonomi belli bir istikamette ilerliyordur. Ama maalesef siyasi konular Türkiye’de doğrudan ekonomiyi etkiliyor. TÜSİAD’ın karışmaması mümkün değil.
SEÇİMLERE 18 AY VAR BU UZUN BİR SÜRE
Seçim gündeme gelecek mi sizce? Ben seçimi öne alıp, Türkiye’nin önümüzdeki 5 yılı buna göre şekillendirmesinden yanayım. Çünkü en geç 18 ay sonra seçim var ve bunu uzun bir süre olarak yorumluyorum. Türkiye bir düzeltme yapmalı ama tabii ki iktidar kendi politikasına göre bunun kararını verecek. Bana göre artık IMF ile yapılacak anlaşmanın da bir önemi kalmadı ama ben hâlâ yapılmasından yanayım. Çünkü oradan gelecek 25 milyar dolar Türkiye’nin üretimine dönük projelerde kullanıldığı takdirde ülkenin büyümesi hızlandırabilir diye düşünüyorum.
GÜNDEMLE İLGİLİ KAFAMIZ KARIŞIK!
Türkiye gündemi kafanızı karıştırıyor mu? Bu grupta 25 bin kişi çalışıyor ve bu büyük bir sorumluluk. O yüzden her şeyi takip etmek zorundayız. Önümüzdeki yolu düzgün görebilmemiz için. Ama insanın kafasının karışmamasına imkân yok. Belki takip etmemek daha iyi ama bu ülkede yaşayan ve seven birinin takip etmemesi de mümkün değil. Maşallah ülkede gündem saat başı değişiyor, medyada saat saat haber veriyor. Ama çok büyük bir bilgi kirlenmesi, karışıklığı olduğunu düşünüyorum. Doğru yorumlayamıyoruz konuları. Kavram karışıklığı insanın karar verme mekanizmalarını etkiliyor tabii.
ENERJİDE DURUM ŞÖYLE: KOMŞUN YAPIYORSA İYİDİR SEN DE ONDAN YAP!
Enerji tüm gruplar için yükselen trend sanki… Bu biraz da Türkiye’nin geleneği. Komşun ne yapıyorsa iyidir, sen de ondan yap. Süpermarket moda oldu herkes süpermarket açtı. Tekstil moda oldu, herkes tekstilci oldu. Herkes sonra müteahhit oldu. Sonra sağlığa geçildi. Herkes bir hastane açtı. Bir süredir de herkes enerjici oldu. 10 megavatlık bir çayın üstündeki santraldan binlerce megavatlık termik santrala kadar büyük bir yelpaze oluştu. İnşallah büyük hüsran olmaz, çünkü çantacılar da var ama sanıyorum bakanlık onları elemine edecek. Kaynak israfı olmamalı.
Enerjide siz ne kadar iddialısınız peki? Enerjiyi ana işlerimizden biri haline getirmeyi düşünüyoruz. 1 milyar euroluk bir termik santral işimiz var. Gürcistan’da bir 150 milyon dolarlık bir HES işimiz var. 14 kilometrelik bir tünel açıp, suyu düşüreceğiz ve oradan elektrik üreteceğiz. Yatırımlarımız tamamlanınca içecekten sonra ikinci önemli işimiz haline gelecek enerji.
Geçen yılın başında kriz sohbeti yapmıştık sizinle. 2010′dayız şimdi. Fotoğrafta neler görüyorsunuz?
Türkiye 2009′da yüzde 6 civarında küçüldü. Dünyaya baktığımızda en fazla küçülen ülkeyiz. Bu çok önemli bir gösterge. İşsizlik de yüzde 15′ler ile ciddi boyutlarda. Ama tabii iyi işaretler de var. ABD son iki çeyrekte büyüme sinyalleri veriyor. Çin ve Hindistan’da da aynı şekilde. İhracat yapan Türkiye için de dış talebin artması çok önemli bir gelişme. Ama iç talepte fazla bir hareketlilik görmüyoruz. Diğer taraftan enflasyon belki son 50 yılın en düşük enflasyonu. Paralel olarak faiz de yine en düşük. İthalatın düşmesiyle cari açıkta da bir düşme var. Bu yıl Türkiye yüzde 4′ler seviyesinde büyüyebilir ama eksi 6′lardan geldiğimizi unutmayalım. Eksi altıyı sıfıra getirmek önemli diye düşünüyorum.
LİDERLER GERGİN OLMASIN!
Türkiye’nin bir geçiş döneminde olduğunu söyleyen Özilhan, hükümetin birtakım konuların üzerine gitmesini, Kürt ve Ermeni açılımını doğru buluyor: “Ama tabii daha demokratik bir ortamda, herkesin katılımı ile farklı yönetilebilir. İktidar muhalefet kutuplaşmasının kimseye bir yararı yok. Neticede bu gerginlik bir yarar getirmiyor, puan kazandırmıyor. Hele de bu ülkenin milyonlarca insanı açken hakikaten yaşananlar insanı üzüyor. Yatırımı özel sektör yapıyor ve özel sektörün de kafasının karışmaması gerekir. Ben artık uzlaşma bekliyorum. Ergenekon’da çok zaman geçti mesela. Suçlular cezalandırılsın ama suçsuzların da bir an önce çıkarılmasında fayda var.”
Aralarında Ferre, Just Cavalli, Class Roberto Cavalli, Armani Jeans, Jean’s Paul Gaultier, Cerruti, Versace Jeans Couture, Richmond Denim ve Trussardi Jeans’in de bulunduğu markaların illere göre satış dağılımı araştırıldı.
Buna göre İstanbul’da kriz döneminde adet bazında en çok jeans satılırken ilk sırayı Armani markası aldı. Ankara’da da en çok ilgi gören ürün ayakkabı oldu. Bu ilde en fazla Cavalli marka ayakkabı satıldı. Mersin’de de ilk sırayı Trussardi marka gömlek ilk sırada yer aldı.Konyalılar Ferre pantolonu tercih ederken, Adanalılar en çok Cavalli marka çanta satın aldılar.
26 lüks markayı bünyesinde bulunduran ve Türkiye genelinde 85 satış noktasında hizmet veren İstanbul Bijuteri’nin sahibi Aydın Ak, “Markalarımızın ulaştığı iller arasında İstanbul,Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Trabzon, Bursa, Antalya, Bodrum, Marmaris, Konya, Antep, Kayseri geliyor. Yaptığımız araştırmayla bu markaların illere göre en çok satılan marka ve ürünü belirledik” dedi.
Ak, “Bu illerimizin dışında Denizli, Kuşadası, Samsun, Malatya, Eskişehir, Diyarbakır, Kırklareli, Edirne, Kütahya, ve Erzurum’da da yeni satış noktaları açmayı istiyoruz” dedi.
Lancel ve Boticelli geliyor
Krizle birlikte bazı markaların satışlarında ani ve keskin düşüşler yaşanırken bazılarında ise göze çarpan artışlar görüldüğünü belirten Ak, “Bunun nedeni insanların kaliteden ziyade bilmedikleri markalara çok para vermek istememeleri geliyor” dedi.
Ak, “İki yeni marka daha Türkiye pazarına girecek. Lancel ve Roberto Boticelli’yi yakında satışa sunacağız” diye konuştu.
Kaynak : Milliyet
Geçtiğimiz günlerde oynanan oynanan Fenerbahçe – Galatasaray derbisinde pizzacılar bayram ettiler..
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız