Bu sözlerin sahibi Prof. Dr. Mümtazer Türköne. Kendisi Akp İstanbul Milletvekili Özlem Türköne’nin eski eşi,Zaman gazetesi köşe yazarı,Tansu Çiller’in eski danışmanı,78′lerin ülkücüsü,kemalizmin 1930′lardaki italyan faşizminin ilkeleri ile örtüştüğünü söyleyen deyim yerindeyse tam bir fırıldak. Peki ne oldu da bu 78′lerin entel ülkücüsü bir anda teröristbaşının serbest bırakılmasını ister oldu. Biliyorsunuz ki son dönemde demokratik açılım adı altında ülkenin gündemine yerleştirilen terör çığırtkanlığı tabiki yandaş medyayıda harekete geçirmek zorunda bıraktı.
Yandaş medya diyince tabiki akla gelen ilk gazete Zaman. Bu gazete ne kadar “Yaftalamayın” reklamıda yapsa, TMSF’nin elinde bulunduğu sırada Star gazetesine transfer olan eski Zaman yazarı Mustafa Karaalioğlu sayesinde bu reklamların bir anlamı kalmamıştır. Türköne’nin formülü bir hayli ilginç. “Osmanlı gibi büyük düşünülmesini öneriyorum. Yani Apo’ya paşa rütbesi verilebilir. Osmanlı mantığıyla yaklaşırsanız, Bodrum Türkbükü’ne gönderilmesini öneriyorum”.Bir Profesörün bunu söylemesi bir hayli ilginç. Adı sanı duyulmamış bir Profesörün YÖK başkanı olduğu bu dönemde, ülkeyi bölen açıklamalarda bulunan insanların Profesör, Aydın ünvanı alması çokta şaşılacak bir olay değil.
Tabi bugün Tokat’ta yaşananlar aslında açılımın ne kadar da anlamsız bir çaba olduğunu hepimize gösterdi. Jandarma ekiplerine kurulan pusuda 7 asker şehir düştü, 3 asker ise yaralandı. İktidarın kafasında ne var anlamak mümkün değil lakin eğer siz bir sorunu çözmek için birşeyler yaptığınızı söylüyorsanız fakat bu konuda hiçbir gelişme olmuyor hatta aksine durum daha da vahimleşiyor, Diyarbakır’da,Hakkari’de bir sürü insan sokaklarda Apo ve Pkk yandaşı olduğunu açık açık sokaklarda bağırıyor ise, Devletin polisi olayları yatıştıramıyor sokakta kanunlar değil,belirli bir etnik kesimin ritüelleri geçerli oluyorsa insanlara çözüm adı altında sunduğunuz bu açılım hiçbir işe yaramamış demektir.
Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Amerika’ya Barack Obama ile görüşmeye gitti. Görüşmenin birçok kritik başlık içermesine rağmen, asıl konu tabiki Abd’nin bizden Afganistan’a biraz daha asker istemesi. Tabi Abd Başbakan’a ne diyecekte ikna etmeye çalışacak orasını bilmiyoruz fakat Türkiye’nin ismi daha çok bu tarz haberlerde geçer bunu tahmin etmek çok zor değil…..
Saygılarımla
Ali Orkun
Kale Kilit, Kale Özgür Evler projesi ile konut sektörüne ilk adımı attı. Projenin tanıtım toplantısında konuşan Kale Kilit ve Kale Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Sema Gürün, uzun yıllardır fabrika, iş merkezleri, alışveriş merkezi, okul ve hastane yapımı gibi inşaatları gerçekleştirdiklerini, bu kez de konut sektörüne girdiklerini belirtti.
Kale Özgür Evler’in, Kale Kilit markasının güvenlik konusundaki deneyimini ve gücünü yansıtacağını söyleyen Gürün, şöyle devam etti:
“Kale Kilit markası ile Türkiye’de iki evden birinde yer alarak kilit sektöründe liderliğimizi 56 yıldır sürdürüyoruz. Kale Özgür Evler’de de grubumuzun diğer ürünleri olan Kale Çelik Kapı, Kale Kilit ve Kale Yangın Kapıları kullandık. Ayrıca projeyi maketten değil, tamamen bitmiş halde satışa sunuyoruz. Alanlar istedikelri zaman içeri girip yaşamaya başlayabilir.”
FİYATLAR 167 BİN LİRADAN BAŞLIYOR
33 bin metrekare brüt inşaat alanı üzerine 2 blok 136 daireden oluşan projede fiyatlar 167.000 TL ile 510.000 TL arasında değişiyor. Ortalama metrekare fiyatı ise 1300 lira seviyesinde bulunuyor. Beş farklı daire tipinin yer aldığı projede büyüklükler 124 metrekare ile 300 metrekare arasında.
Grup, evlerin tümünü önümüzdeki sene sonuna kadar satmayı hedefliyor. 20 milyon liraya mal olan projenin satış geliri hedefi ise 40 milyon lira.
YENİ PROJELER GELİYOR
Toplantıda Kale Yapının yeni hedefleri ile ilgili de bilgi veren Gürün, İstanbul’da büyüklükleri 10 dönüm ile 150 dönüm arasından değişen 5 farklı arsaları bulunduğunu belirtti. Gürün, Topkapı, Çobançeşme, Avcılar, Beylikdüzü ve Güzelce’deki bu arsaların toplam büyüklüğünün ise 400 dönüm civarında olduğunu kaydetti.
Bundan sonra ilk olarak Topkapı’da eski MAN fabrikasının bulunduğu alana karma bir proje gerçekleştirecekleri bilgisini veren Gürün, proje büyüklüğünün 100 milyon dolar seviyesinde olacağını söyledi. Gürün, “Topkapı İstanbul’un yeni gözde yerleşim bölgelerinden birisi olacak. Biz de o bölgedeki arazimizi değerlendirmek istiyoruz. Bölgeye konut, alışveriş merkezi ofis ve bir otelden oluşan karma bir proje yapacağız” dedi.
Güzelce’de bir rezidans projesi planladıklarını ve bunun projelerinin hazır olduğunu anlatan Gürün, ancak şehir içi olması nedeniyle Topkapı’daki projeyi öne aldıklarını ve 2010′dan sonra orada inşaatın başlayacağını kaydetti.
Gürün, diğer araziler için de araştırma, değerleme ve ekspertiz çalışmalarının yapıldığını ve hangisinde önce proje yapılacağına gelen raporlar doğrultusunda karar verileceğini belirtti. Gürün, tüm projeler için Kale Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı adında bir şirket kurmayı planladıklarını da sözlerine ekledi.
FABRİKA ÇERKEZKÖY’E TAŞINACAK
Öte yandan Kale Kilit’in Güngören’de yer alan ve yaklaşık 10 dönüm büyüklüğe sahip fabrikası da Çerkezköy’e taşınacak. Bu işlemin 2012 yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Çelebi’den Borsa’ya yapılan açıklamada, şirketin başlıca Barselona, Madrid, Bilbao, Palma de Mallarco Santiago olmak üzere toplam 22 havalimanında yer hizmetleri faaliyetleri yürüten ve İspanya’da yerleşik Newco Airport Services firmasının sermayesini oluşturan hisselerinin tamamını (yüzde 100′ünü) satın almak için bağlayıcı olmayan teklif verdiği belirtildi.
Açıklamada, “Bağlayıcı olmayan teklifin kabul edilmesi halinde Newco Airport Services firması ile detaylı inceleme ve satın alma görüşmelerine başlanacaktır” denildi.
2008 itibariyle Newco Airport Services’in çalışan sayısı 2 bin 450 kişi civarında. Şirketin yer hizmetleri verdiği uçak sayısı 103 bin dolayında bulunuyor.
Açıklamada, “İspanya, İngiltere’den sonra Avrupa’nın en yoğun hava trafiğine sahip ülkesi olup söz konusu şirket ülkenin en büyük havalimanlarında faaliyet göstermektedir” denildi.
51 YILLIK ŞİRKET
Çelebi Hava Servisi, Türk hava taşımacılığının ilk özel yer hizmetleri şirketi olarak 1 Şubat 1958 yılında Ankara Esenboğa Havalimanı’nda kuruldu. Türkiye’ye uçan birçok şirkete hizmet veren Çelebi Hava Servisi’nin sayıları 250′yi aşan müşterisinin çoğunluğu, uluslararası havayolu şirketlerinden oluşuyor.
3 bin 500′den fazla çalışanı bulunan Çelebi, Türkiye’de ülke trafiğinin yüzde 93′ünü oluşturan 24 havalimanında faaliyet gösteriyor.
SON DÖNEMDE ÜÇ ÜLKEYE BİRDEN GİRDİ
Yurtdışı operasyonlara büyük ağırlık veren Çelebi, son dönemde üç ayrı ülkede birden faaliyete başladı.
Uluslararası pazarlardaki önemli yatırımlarına Avrupa’da Macaristan’ın başkenti Budapeşte ile başlayan ÇHS, Hindistan’ın en önemli iki havalimanı ile devam etmişti. Hindistan’ın başkenti Delhi ve en önemli kenti Mumbai’de (Bombay) kazandığı ihaleler sonrası tekrar Avrupa’ya dönen ÇHS, Belçika´nın Charleroi- Brüksel Sud Uluslararası Havalimanı’nda, yer hizmetleri verme hakkını kazandı.
Hürriyet
Yıl sonunun gelmesi ile birlikte milyonlarca kredi kartı kullanıcısının kabusu haline gelen ‘kredi kartı aidatı’ çilesi yeniden başladı.
Birçok banka, yıllık kredi kartı aidat bedellerini müşterilerine göndermeye başladı. Tüketiciler de, 5 ile 70 lira arasında değişen kredi kartı aidatını ödemek istemiyor.
Kredi kartı aidatı konusunda ise BDDK ve Sanayi Bakanlığı’na adeta şikayet yağıyor. Bu nedenle, kredi kartı aidatlarının geri almanın veya kredi kartı aidatını ödemenin yollarını sizler için araştırdık.
İşte, tüketicilerin başvurduğu ve başarılı olduğu kredi kartı aidatını geri almanın beş yolu:
• Kredi kartı aidatınızla ilgili olarak, her il ve ilçede kaymakamlık binası içinde bulunan Hakem Heyeti’ne başvuruda bulunabilirsiniz. Bunun için, borç ekstrenizin size ulaşma tarihi itibariyle üç ay içinde dilekçenizi vermeniz gerekiyor.
• Kredi kartınızı aldığınız bankanın şubesine giderek, kredi kartı sözleşmenizin yenilenmesini isteyebilirsiniz. Yeni sözleşmede, kredi kartı aidatı bedelinin iptal edilmesini şart koşabilirsiniz.
• Kredi kartı aidatının alınmasını önlemek için, bankanızla “harcama anlaşması” yapabilirsiniz. Birçok banka, belirli miktarda harcama taahhüdünde bulunan müşterilerinden kredi kartı aidatı almıyor.
• Kredi kartı aidatını ödemek istemiyorsanız, her yıl kredi kartınızın türünü değiştirebilirsiniz. Bankalar, kredi kartlarından ilk yıl aidat almıyor. Dolaysıyla her yıl, kartınızı bir yıl kullandığınız için aidat ödeme zorunluluğunuz olmayacak.
• Eğer tüm bunlarla uğraşmak istemiyorsanız, kredi kartınızı iptal ettirin. Kredi kartı borçlarınızı düzenli ödüyorsanız, banka sizi kaybetmek istemeyecektir. Kredi kartı aidatınız da tahsil edildiyse size iade edilecektir
Endeks cuma gününü 2.612 milyon TL işlem hacmiyle %0,9 yükselişle kapattı. Bono faizlerinde yukarı, dövizde aşağı bir seyir hakimdi; bono bileşikleri günü %8,94, MB TL/dolar alış ise 1,4767′den kapattı.Piyasa bu yıl Ekim’de ulaştığı en yüksek seviye olan 51.863’e çok yaklaşmış durumda. Üçüncü çeyrek büyüme verisinin açıklanmasının ardından, bu seviye bu hafta test edilebilir. Diğer kredi derecelendirme kuruluşlarının da kısa vadede not artırımına gidebileceği beklentisi hareketliliği canlı tutuyor.
Ancak bugün için piyasada kar satışların gelebileceğini ve endeksin 50.000 civarında işlem göreceğini düşünüyoruz.
Teknik olarak, son yorumumuzda 49.250 üzerindeki tutunmanın endeksin yükseliş hareketinin devamını sağlayacağı yönündeki beklentimizi belirtmiştik. Endeks Cuma günü açılış sonrası 49.265 seviyesine yaşadığı geri çekilme sonrasında beklentilerimiz paralelinde yükseliş hareketini sürdürerek 50.101 seviyesinde kapanış gerçekleştirdi. Günün zirvesine yakın gerçekleşen kapanışla iyimserliğin korunduğundan bahsedebiliriz. Günlük grafikler yükseliş yönündeki hareketin devamına işaret ediyor.Bununla birlikte hızlı yükselişin ardından saatlik grafiklerde aşırı satım bölgesine ulaşılmış durumda.Bu da yakın zamanda kısa vadeli ve sınırlı olacağını düşündüğümüz bir realizasyona işaret ediyor.50.500-51.300 ilk direnç bölgesi. Aşılması önceki zirve olan 51.800 seviyesinin test edilmesini
sağlayacaktır.
Destek seviyeleri 49.700-49.250-48.800/500-48.000
Direnç seviyeleri 50.500/800-51.000/300-51.500/800
İstanbul Altın Borsası (İAB) Başkan Vekili Osman Saraç, Türkiye’de yastık altında 5 bin ton civarında altın olduğunun tahmin edildiğini, bunun parasal karşılığının da bugün 192 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Saraç, “altın fiyatlarının yükselişi ve Türkiye’nin yastık altı altın stokuna” ilişkin sorularını yanıtladı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra altının parasal işlevinin ortadan kalkmış olmasına rağmen halk tarafından altının eski rolüne ilişkin alışkanlığın devam ettirildiğini belirten Saraç, “Bu durumu rakamlarla anlatmak istersek, yastık altı altın stokunun 5 bin ton civarında olduğu tahmin edilmektedir” dedi.
Dünyada yer üstü altın stokunun 163 bin ton olduğunun araştırma şirketlerince tahmin edildiğini ifade eden Saraç, bu durumda Türkiye’de bulunan yastık altı altın stokunun dünya stokunun yüzde 3′lük bölümüne denk geldiğini, bu miktarın parasal karşılığının da bugünkü altın fiyatlarıyla (onsu 1.200 Dolar) 192 milyar dolar olduğunu söyledi.
Kişi başı yaklaşık 70 gram altın
Türkiye’de kişilerin ellerinde bulunan yastık altı altın stoğunun potansiyel bir arz kaynağı oluşturduğunu belirten Saraç, altın tutan kişilerin şahsi ihtiyaçlarına göre altın birikimlerini değerlendirdiği ve piyasaya sürebildiğine dikkati çekti.
Saraç, Türk halkının elinde stoklandığı varsayılan 5 bin ton altın miktarını nüfusa oranladığında kişi başı yaklaşık 70 gram gibi oldukça makul bir miktarın ortaya çıktığını söyledi.
“Artış Türk takı sektörüne zarar veriyor”
İAB Başkanı Vekili Osman Saraç, altın fiyatlarında son birkaç yıldır görülen artışın en yüksek olduğu 2009 yılında, yılbaşından bugüne kadar fiyat artışının yüzde 40′ı bulduğunu anımsatarak, bu artışın elinde altın bulunduran halkı zenginleştirirken, Türk takı sektörüne zarar verdiğini ifade etti.
“Dolardaki düşüş altının yükselişinde başlıca etken”
Saraç, altının bu kadar yükselmesinin arkasındaki nedenleri de, “global ekonomik kriz, doların değer kaybetmesi, faizlerin düşmesi, tüketimin ve üretimin azalması ve bu durumda yatırımcıların farklı alternatifler araması” olarak sıraladı.
Dolardaki zayıflama sürerken ve yatırımcıların finansal piyasalardaki belirsizlik ortamında altın gibi sağlam varlıkları tercih ederken altının yeni rekor seviyelere yükselmesinin normal olduğuna dikkati çeken Saraç, ayın başlarında birkaç merkez bankasının altın alımından olumlu etkilenen altının art arda rekor seviyelere ulaştığını ve bugün itibariyle 1.225 doları bulduğunu söyledi.
Saraç, 15 ayın en düşük seviyelerinde seyreden doların altının yükselişinde rol oynayan başlıca etkenlerden olduğunu ifade ederek, dolarla ters bir korelasyona sahip olan altının dolara karşı alternatif olarak görüldüğünü ve dolardaki zayıflamadan olumlu yönde etkilendiğini kaydetti.
Saraç, “Ayrıca para politikalarındaki genişlemenin sonucu olarak uzun vadede enflasyon korkusunun piyasaları saracağı öngörülmekte ve bu da enflasyona karşı bir korunma aracı (hedge) olarak görülen altına talep gelmesine yol açmaktadır” dedi.
“Artış mücevher talebinde zayıflamaya yol açtı”
Altın fiyatlarının rekor düzeye ulaşırken bu durumun mücevher talebinde zayıflamaya yol açtığını, tüketicilerin rekor düzeydeki fiyatlar dolayısıyla mücevher alımlarını ertelediğini ve bunun yerine ellerindeki mücevherleri kuyumcularda bozdurmaya yöneldiğini belirten Saraç, şöyle devam etti:
“Hurda altın arzı olarak tabir edilen bu durum 2008 yılında rekor seviyelere yükselmiş olup 2009 yılında da hayli yüksek seyretmiştir. Buna karşın finansal kriz ve düşük faiz ortamında sağlam bir varlık olarak altına karşı artan yatırım amaçlı talep mücevher talebindeki düşüşü fazlasıyla dengelemiş olup son günlerde altın fiyatlarının ardı ardına rekor düzeye yükselmesi bunun bir işaretidir. Bu yılın başından beri değer artışı yüzde 40′u aşan altın ABD’de faiz oranlarının uzunca bir süre daha düşük kalacağı beklentisinden destek almaktadır.”
“İhraç edilen mücevher geliri arttı”
İstanbul Altın Borsası kanalıyla yapılan altın ithalatının geçen yıla göre yüzde 77 oranında düşüşle 37,5 ton olarak gerçekleştiğini belirten Saraç, maden ve mücevher ihracatının ise yine bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 30′un üzerinde bir düşüşle 1 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini söyledi.
Dünyada da mücevher olarak talep edilen altın miktarının 2008 yılında yüzde 65 olduğuna,bu rakamın bu yıl yüzde 43 civarlarına düştüğüne işaret eden Saraç, yükselen altın fiyatları dolayısıyla ihraç edilen mücevher geliri artarken, ihraç edilen miktarın düştüğünü kaydetti.
Saraç, geçen yılın Kasım ayı itibariyle direkt mücevherat ihracatının 1,4 milyar dolar olduğu, rakamın bu yılın aynı döneminde ise 900 milyon dolara düştüğünü söyledi.
“Altın enflasyona karşı korunma aracı olma durumundan faydalanıyor”
Altının uluslararası piyasalarda 24 saat işlem gören bir emtia olduğunu, İstanbul Altın Borsası’nda gerçekleşen işlemlerde oluşan altın fiyatlarının da uluslararası fiyatlara paralel bir seyir izlediğini belirten Saraç, son aylarda altın fiyatlarında kaydedilen yükselişin İAB’nin fiyatlarına da yansıdığını kaydetti.
Altının ons’unun uzun süredir beklenen 1.200 dolar/ons seviyesini aştığını ve geçen hafta içinde 1.226,50 dolar/ons’luk yeni rekoruna ulaştığını anımsatan Saraç, şunları söyledi:
“Metal aynı zamanda Euro, Sterlin, Japon Yeni ve Türk Lirası cinsinden de tüm zamanların rekor seviyesine yükselmiştir. Altını rekor seviyelere ulaştıran özellikle yatırım amaçlı taleptir. Dolardaki zayıflama ve Dubai’nin borç sorunu ile gündeme gelen ekonomik belirsizlik ‘güvenli bir liman’ olarak altına destek sağlamaktadır.
Dünyada uygulanan gevşek para politikaları ve finansal teşvik programları dolayısıyla piyasaya sürülen büyük miktarda para gelecekte enflasyonda bir artış olabileceği endişesine yol açıyor ve enflasyona karşı bir korunma aracı olan altın bu durumdan faydalanmaktadır.”
Cnn-TÜRK
Citi Group’un raporundan derlenen bilgiye göre, küresel büyüme ortalaması yüzde 3,2 olurken, Türkiye’nin Orta Vadeli Program’da belirlenen yüzde yüzde 3,5 oranındaki büyüme hedefinin de üstünde bir büyüme oranı olan yüzde 4,2 oranında büyüyeceğini belirtti.
Citi Group, Türkiye’nin bundan sonraki süreçte pozitif yönlü ekonomik toparlanma sürecine gireceğini ve küresel toparlanmanın hızlanmasına paralel olarak büyümenin belirlenen hedeflerin üstüne çıkarak revize edileceğini kaydetti.
Özel sektörün tüketim ve yatırım harcamalarındaki artış, toparlanan küresel ekonomiyle birlikte Türkiye’nin ekonomik büyüme sürecine olumlu katkıda bulunacağı vurgulandı.
Dünyanın en büyük bankacılık grubunun yaptığı değerlendirmeye göre, Türkiye, 2011 yılında yüzde 5,5, 2012 yılında yüzde 5,8 ve 2013 yılında yüzde 6 oranında büyüyecek.
IMF anlaşması önemli bir belirsizlik
Türkiye için IMF anlaşmasının önemli bir belirsizlik oluşturduğuna dikkat çeken Citi Group, gelecek yıl, gelecek yıl mali baskıların artacağını, gerek baz etkisi, gerekse emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle enflasyonun yükselebileceği uyarısında bulundu.
Önümüzdeki yıl, küresel talep iştahının artması ve Türkiye’nin programladığı özelleştirmeleri yapabilmesi halinde IMF anlaşmasına gerek kalmayabileceğini vurgulayan Citi Group, ancak Türkiye’nin sadece iyi bir şansa değil, iyi politikalar uygulamasına da ihtiyacı olduğunu kaydetti.
Bütçe açığı kademeli olarak daralacak
Gruba göre, gelecek yıl biraz yükselecek olan enflasyon, 2011 yılından itibaren tek haneli rakamlarda ve yüzde 5′in altına doğru gerileyecek. Sanayileşmiş G7 ülkelerinin bütçe açıkları, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 10′u ve üzerinde olurken, Türkiye’nin de içinde olduğu Yükselen Piyasaların bütçe açıkları, 2013′e kadarki süreçte daralacak.
Citi Group, Türkiye’nin gelecek yıl, yüzde 5 düzeyinde tahmin edilen bütçe açığının, 2011 yılında yüzde 4,2 oranına gerileyeceğini ve bundan sonraki süreçte gerilemeye devam edeceğini kaydetti. Bankacılık grubu, gelecek yıl Cari Açığın GYSH’nın yüzde 3,8 ve 2011 yılında da yüzde 4 olacağı tahmininde bulundu…
İlk olarak sizlere bu haberimizden duyurmuştuk..
Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu, dünyanın en gözde kulüpleri arasında gösterilen Barcelona futbol takımının sponsorluk teklifini kabul etti. Üç hafta içinde imzalanması beklenen anlaşma ile Barcelona’nın 3 yıl ‘resmi taşıyıcısı’ unvanını THY alacak. Büyük ses getirecek sponsorluk anlaşmasına giden yolda ilk görüşme geçen ay yapılmıştı. THY yönetimi, Barcelonalı yöneticilerin sunduğu sponsorluk teklifini geçen hafta kabul etti. Barcelona’nın isim haklarını pazarlayan Lander Unzueta (Unicef ile Barcelona arasındaki anlaşmayı imzalayan kişi) önceki gün İstanbul’a gelerek Uçuş Operasyon ve Pazarlama departmanından 3 yönetici ile anlaşmanın detaylarını görüştü.
İspanyol yetkililer, THY’den Şampiyonlar Ligi deplasman maçları ile 2010′da Asya’da düzenlenecek ticari turlar için uçak talebinde bulundu. Görüşmede ayrıca, THY’nin, Barcelona’nın ‘resmî taşıyıcısı’ olması konusunda görüş birliğine varılırken, ‘tahsis edilecek uçak üzerine Barcelona takımının logosunun konulması ve uçağa Barcelona isminin verilmesi’ gibi teklifler de değerlendirildi. 3 yıllık süreyi kapsaması beklenen sponsorluk anlaşmasının üç hafta içinde imzalanacağı ifade edildi. Barcelona’nın, ikisi Katalan (La Caixa Bankası ve Estrella Damm-Bira markası), ikisi de ülke dışından (Nike ve Audi) olmak üzere 4 resmi ana sponsoru bulunuyor. Anlaşma sağlanması halinde THY, Barcelona’nın 5. ana sponsoru olacak. THY, İspanyol ekibine ilk uçağını, Abu Dabi’de düzenlenecek FIFA Dünya Kulüpler Şampiyonası için 13 Aralık’ta tahsis edecek. Anlaşmanın o tarihe kadar imzalanmaması halinde Katalan ekibi ücret karşılığı uçurulacak. Şampiyona, Barcelona için ayrı bir önem taşıyor. İspanyol ekibi, geçen sezon İspanya şampiyonluğu, Kral Kupası, Süper Kupa, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Süper Kupası’nı alarak 5′te 5 yapmıştı. Barcelona, FIFA Dünya Kulüpler Şampiyonası’nı da kazanması halinde 6 kupayı da kazanan tek takım olarak dünya tarihine geçecek.
ABD merkezli yatırım danışmanlığı şirketi Euro Pacific Capital’in başkanı Peter Schiff CNBC’ye yaptığı açıklamada, Şimdiye kadar piyasaya çıkan para ve bundan sonra gerek ABD Merkez Bankası ve gerekse de dünyadaki diğer merkez bankaları tarafından yaratılacak kaynağa bakıldığında, altının şu andaki 1.200 dolarlık fiyatı pahalı değil dedi.
Schiff bu nedenle ileride ortaya çıkabilecek enflasyon baskısının altın fiyatlarını 5 bin dolar seviyesine çıkarabileceğini söyleyerek, yatırımcıların şimdiden stok yapması gerektiğine işaret etti.
Schiff, altının 5 bin dolar seviyesine bu yıl ya da önümüzdeki sene içerisinde çıkmayacağını ancak bu seviyenin önünde sonunda belki de ABD Başkanı Barack Obama’nın görev süresi dolmadan görüleceğini belirtti.
2008 yılının Kasım ayında göreve gelen Obama’nın görev süresi yine 2012 yılının Kasım ayında sona erecek.
ALTIN PARA GİBİ KULLANILACAK
Schiff, altın miktarının talebi karşılamaya yetecek miktarda olmadığını da söylerken artan talebin altının bir nevi para olarak görülmesinden kaynaklandığına işaret etti.
Schiff, merkez bankalarının sıfır faiz politikasıyla para birimlerinin çekiciliğini azaltmasın da altın talebini artıracağını ve insanların işlemlerini altın ile yapma noktasına kadar gidebileceğini söyledi.
Altın fiyatları, dolarda devam eden zayıf trend dolayısıyla yatırım fonların pozisyonlarını uzatması ve daha çok merkez bankasının altın talep etmesi nedeniyle ralliye başlamış ve kritik 1.200 dolar seviyesini geçmişti.
ENFLASYONLA BİRLİKTE 1,800 DOLAR
Finans hizmetleri kurumu Millennium Futures’un altın işlemleri konusunda uzman olan danışmanı Lou Grasso da CNBC’ye yaptığı değerlendirmede altının yükseleceği görüşünü savundu ancak bu trendin 2010′un sonunda geriye geleceğini uyarısını da yaptı.
Grasso, yatırımcıların enflasyon beklentisiyle altın aldığını ancak henüz bu enflasyonun ortaya çıkmadığını da hatırlatarak şöyle dedi: Enflasonun kafasını kaldırmasıyla ilk hızlı artışın 1,500 dolar ile 1.800 dolar seviyesine doğru olacağını görebilirsiniz ancak bu seviyeden sonra fiyatlarda düşüş görülecek.
Dünya da etkisin gösteren ülkemizdede olumsuz etkiler meydana getiren ekonomik kriz var!
Bunu bilmeyen,duymayan kaldımı ?..Aslında kriz bizi yakından,uzaktan etkilemezdi ama..Kriz de işler kötü olduğunu tüm esnaf vurguluyor ; bizim vatandaşlar olarak yapmamız gerekenler neler sorusu üzerinde tartışmaya nedersiniz?..
Ülkemiz’e yapılan yatırımlar her geçen gün artıyor!Artmaya devam edecek..Çünki biz doğu ile batı arasındaki en büyük ve en gelişmiş köprüyüz! Bunun verdiği önemin yanında ülkemizin konumu,iş alanlarını anlatmama gerek yok diye düşündüm..Özellikle otomotiv alanında yapılan yatırımlar ülkemizde ön plana çıkmaya devam ediyor..Otomotiv ve otobüs gibi ürünler üreten en başta akıllara gelen sabancı holding gerçekten büyük işler başarıyor.Son olarak Temsa’nın geliştirmiş olduğu “Avenue” çok büyük önem arz ediyor..Başta ingiltere,azerbaycan ve almanya gibi ülkelere ihraç edilecek olan otobüs ile bizi grurlandırmaya devam edecekler..
Ama gel görki ülkemizde kullanılan halk otobüsleri hep yabancı üretim..Neden böyle oluyor derseniz ; bunu belediye başkanlarına sormak lazım..
Rakamlarla Temsa Global
- 2008 cirosu 870 milyon dolar. 2008 toplam otobüs ihracatı 202 milyon dolar.
- Adana fabrikasında üretilen otobüslerin yüzde 75’i ihraç ediliyor. Bunların yüzde 80’i Avrupa’da satılıyor.
- Adana, Adapazarı ve Mısır’da fabrikaları var. Adana ve Mısır tesislerinin yıllık üretim kapasitesi 1.500 adet otobüs ve 2 bin 500 adet midibüs. Fuso Canter üreten Adapazarı fabrikasının kapasitesi yıllık 7 bin 500 adet.
- Yurtiçi piyasaya 6, ihraç pazarlarında 9 ürünün satışını gerçekleştiriyor.
- Adana ve İstanbul’daki iki ayrı Ar-Ge merkezinde toplam 320 kişi çalışıyor.
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız