
Bu hafta piyasalar oldukça karışık ve çıkışlar – inişlerle geçirdi..Siyasi gelişmelerle imkb düne kadar düşüşle tamamlarken,dolar yükselmeye devam etti..
Zaman gazetesi ekonomi yazarlarından M. ALİ YILDIRIMTÜRK güzel yorumları ile bugün ekonomi bulvarında!
Ayrıntılar yazmızın devamında bulabilir,görüşlerinizi yorum yazarak iletebilirsiniz..
Türkiye ekonomisinde birçok konuda taşlar yerine oturdu. Finans sektörü güçlü altyapısı sayesinde global finansal kriz sırasında dimdik ayakta kalabildi.Global finansal kriz sırasında dış pazarların daralmasıyla reel sektörde ihracata yönelik üretim yapan işletmeler bundan olumsuz etkilendi. Devamını Oku

Ünlü ekonomist Nouriel Roubini, son zamanlarda toparlanmaya başlayan ABD Doları’yla ilgili öngörülerde bulundu.
Moskova’da düzenlenen bir konferansta konuşan ünlü ekonomist Nouriel Roubini’nin tahminine göre, geçtiğimiz günlerde son altı ayın en yüksek seviyesine ulaşan dolar, yakında Asya para birimleri ve emtia piyasası karşısında değer kaybetmeye başlayacak.
ABD Doları karşısında değer kazanacak para birimleri arasında Brezilya Reali, Kanada Doları ve Avustralya Doları da var.
Roubini, önümüzdeki iki üç sene içinde doların bu para birimleri karşısında yüzde 15 ila yüzde 20 arasında değer kaybedeceğini öngörüyor. Devamını Oku
Başlık, Volkan Konak‘ın söylediği Cerrahpaşa adlı türküsünden alınma. “Ah Gurbet Zalim Gurbet Ağlatırsın Adamı” cümlesinde geçen gurbet kelimesi yerine biz doları ve Euro’yu koyduk. Dövize yatırım yapmak gurbet kadar üzücü mü?
Son IMF haberleriyle dolar dün TL karşısında 1.4430′a kadar geriledi. İhracatçılar ile bazı sanayici ve işadamları bile döviz kurunu düşürücü etkisinden dolayı IMF anlaşmasına karşı çıkıyor. Ne günlere kaldık.
Yukarıda yer alan tabloda doların son 26, Euro’nun son 10 yılının bilançosu yer alıyor. Rakamlar yı lsonu itibariyle Merkez Bankası’nın döviz alış kuru. Enflasyon da TÜİK’in yıllık tüketici enflasyonu verileri. Elbette doları cebinde olanların doları azalmaz. Ya da getirip bankaya yatıranlar üzerine küçük de olsa bir faiz alırlar. Yıllar sonra paralarını çekseler faiziyle birlikte artırmış olurlar. Ama Türkiye’de yaşanıyor. Günün birinde yatırım ve harcama yapılacaksa liraya dönmek ve lira bazında fiyat ve ölçüm yapmak gerekiyor. İşte alım gücüne ne oldu derseniz, orada durum değişiyor.
NEDEN DÖVİZ?: Dövize yatırım yapanlar çok ciddi kayıp içinde. Hangi vadede derseniz elbette uzun vadede ve özellikle de son yıllarda.
Türkiye’de kişilerin döviz taşıması, dövizle tasarruf yapması ve bankalarda döviz hesabı açtırması 1984′te serbest bırakıldı. Aradan geçen 26 yılın çok büyük bölümünü yüksek ve oynak bir enflasyon ortamında geçirdik. Türkiye’deki yerleşikler tasarruflarını enflasyona karşı korumak, olası devalüasyonlardan darbe yememek, belki de para kazanmak için, dövize ve dolara ciddi yatırım yaptı. Şu anda bile şirket ve kurumların dahil olduğu “yerleşikler” diye tanımladığımız Türkiye’de yaşayanların toplam döviz yatırımları 120 milyar doları buluyor. Bu da toplam tasarrufların üçte birine yakın düzeyde.
SONUÇ NE OLDU?: Peki dolara yatırım ne sonuç verdi? 1984 yılından başlayan 100 birimlik yatırımın 26 yıl sonra enflasyondan arındırılmış gerçek değeri 25 birime düştü. Yani dolar olarak saklanan tasarrufların alım gücü bu dönemde tüketici enflasyonuna göre dörtte üç oranında azaldı. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, bankada mevduat olarak tutulması halinde elbette bir faiz geliri elde edilmesi söz konusu. Geçmişe yönelik bu faiz hesaplamasını zamanında yapmadığımızdan burada bir rakam vermek zor. Her yıl elde edilen faiz gelirinin yeniden ana paraya eklenmesi halinde anılan dönemde belki de reel kayıp önlenmiş bile olabilir. Ancak çeyrek asır gibi dönemde yatırımın karşılığı bu olmamalı. Yatırılan anaparanın katları şeklinde bir kazanç elde edilmeli.
Halbuki 26 yılın 17’sinde dolar enflasyon karşısında kaybettirmiş. En büyük kayıplar sermaye hareketlerinin serbestleştirildiği 1989 ve 1990 ile küresel sermaye hareketlerinin hızlandığı 2003 ve 2007 yıllarında gerçekleşmiş. Enflasyon da dikkate alındığında yüzde 20-30′lar düzeyinde kayıplar oluşturmuş. 26 yılda dolara yatırımın kazandırdığı yıl sayısı 7. En yüksek kazanç yüzde 33 ile devalüasyon yılı 2001′de olmuş. 1994 ve 2008 krizinde de yüzde 18′lik bir kazancı gerçekleşmiş. 26 yılın sonunda ise 100 lira 25 liraya gerilemiş.
Euro dolardan sonra ikinci döviz yatırım aracı. 1999 başında tedavüle çıktı. Onun da koruma veya kazandırma performansı kötü. 10 yılın sadece 3′ünde kazandırmış, 7’sinde kaybettirmiş. 1999′da Euro’ya yatırılan 100 lira 2009 sonunda 60 liraya gerilemiş.
Yerliler dövize,
yabancılar liraya
Enflasyon ve güvensizlik nedeniyle yerleşikler tasarruflarının üçte bir gibi ciddi bölümünü dövize yatırdılar. Bunun miktarı da 120 milyar doları buldu. Ancak dövize bu yatırım nadir zamanlarda ya da sadece devalüasyon dönemlerinde kendine sığınanı korudu. Geri kalan dönemde döviz yatırımcısını hep üzdü. Bir yerde yerleşikler kendi ülkelerinde yabancı paraya yatırım yaparak kazanmak istediler ama büyük ölçüde de kaybettiler.
Bunun da önemli bir nedeni duyulan güvensizlik ve yüksek enflasyon ya da risklerden dolayı TL’ye yüksek faiz verilmesiydi.
Yüksek faizlerin yükü vergiler yoluyla yerleşiklerin sırtına biniyor. Ama TL’nin yüksek getirisinden 25 milyar dolarlık yatırım yapan yabancılar da yararlanıyor. Yerliler yabancı paraya yatırım yapıp kaybediyor, yabancılar Türk Lirası’na geçerek kazanıyor.
SONUÇ: “Sürekli tetikte, sürekli uyanık olanlar neleri kaçırdıklarını bir bilseler.” Norman Douglas
IMF ile aylardır süren görüşmelerde sona geliniyor. Başbakan Erdoğan ilk kez somut bir açıklama yaparak, IMF anlaşmasının, ‘gün hatta hafta içinde’ çözülebileceğinin sinyalini verdi. Açıklama sonrasında gelen satışlarla dolar kuru son 2.5 ayın en düşük seviyesi olan 1.4470’e geriledi. Dolar kuru cuma kapanışta 1.4580 seviyesindeydi. IMF’te bir açıklama yaparak, Türkiye isterse kısa sürede heyet gönderebileceğini tekrar etti. Faizde ise 10 baz puanlık bir düşüş yaşandı. Başbakanın IMF ile görüşmelerde yol alandığına dair ilk sinyali verdiği 30 Aralık 2009 tarihinden bu yana doların hızla gerilediği görülüyor. 30 Aralık’ta 1.50 liralarda bulunan dolar kuru dün itibariyle 1.45 liraya kadar geriledi.
Paketin büyüklüğü belirler
Uzmanlar, anlaşmanın imzalanması durumunda kurda ağırlıklı olarak 1.40 liranın görülebileceğini söylüyor. Piyasanın IMF’ten kaynak beklentisi 20 – 25 milyar dolar arasında. Aynı uzmanlar 20 milyar doların üzerinde bir kaynak gelmesi durumunda kurun kısa vadeli de olsa 1.35 liraya kadar gerileyebileceğine de dikkat çekti. Ünlü Japon yatırım bankası Nomura’nın ekonomisti Olgay Büyükkayalı, “IMF’li senaryoda not artırımları ve sermaye girişleri devam edeceğinden kur önümüzdeki haftalarda 1.35 liraya kadar gerileyebilir” dedi. Deniz Portföy’ün Genel Müdürü Fatih Arabacı ise, “Kur için 1.40 lira makul” dedi.
Bilgi uyumsuzluğu mu var?
Borsada ise haftaya 55 bin seviyesinde başlayan İMKB kar satışlarına sahne oldu. Endeks yüzde 1.6’lık düşüşle 53 bin seviyelerine geri döndü. Borsada yabancı satışlarının da olduğu dikkat çekerken, farklı seyir, “Bilgi uyumsuzluğu mu var, IMF anlaşması olmayabilir mi veya kaynak düşük kalır mı?” gibi sorular da gündeme geldi. Ancak dün yaşanan düşüşte borsanın klişesi “Beklentiler alınır, gerçekler satılır” davranış biçiminin etkisi hissedildi. IMF açıklamasının kar satışlarına güzel bir bahane olduğunu söyleyen Hak Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Ömer Dilber, “IMF 10 kez fiyatlandı. Bu nedenle tepki sınırlı kaldı” dedi.

İhracatçı 1.50’nin altı olmaz diyor
Kurun biraz daha gerilemesinin ihracatçının yeni kabusu olacağına dikkat çeken TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 1.50’nin altındaki bir kur seviyesi ile ihracatçının para kazanmasının mümkün olmadığını söyledi. Para politikasının buna göre şekillendirilmesini isteyen Büyükekşi, “Kur daha da gevşerse o taktirde Merkez Bankası’nın da faizleri biraz daha düşürmesi gerekir. Hükümette ilave tedbirler alarak ihracatçının mal satmasının önünü açmalı. Aksi takdirde bu kurla olmaz” dedi.
1.42 seviyesi görülebilir
Özgür Altuğ BGC Partners Başekonomist
“Açıklamanın önemi açıklamanın bizzat başbakandan gelmesidir. İkinci önemli nokta ise ilk kez Başbakan’dan gelen ve belli bir zamanı içeren ilk somut açıklama olmasıdır. IMF anlaşması beklentisiyle IMF’siz geçilen 20 ayın ardından piyasa oyuncularının bu açıklamaya yaklaşırken şüphe göstermesini anlayabiliyoruz.
Eğer hükümet bu hafta IMF Heyeti’ni Türkiye’ye davet ederse bunun olumlu karşılanacağını düşünüyoruz. Açıklama sonrasında dolar kuru 1.4470 liraya geriledi. Biz anlaşma imzalanırsa dolar kurunun geçici süreliğine de olsa 1.4200 seviyesine gerileyeceğini düşünüyoruz.”
Yüksek kaynak sert düşürür
Fatih Keresteci HSBC Stratejist
“Olası bir IMF anlaşmasında son karar merciinin Başbakan Erdoğan olduğu düşünülür ise anlaşmaya oldukça yakın olduğumuz söylenebilir. Piyasalar zaten yıl başından bu yana IMF ile bir anlaşma olabileceği ihtimalini fiyatladığından dolayı bugünkü haberin etkisi çok sert olmadı. Ancak IMF anlaşması gerçekleşirse ilk etapta dolar kurunda düşüş olacaktır. O aşamada, IMF anlaşmasının sunduğu kaynak miktarı belirleyici hale gelecektir. 20 milyar doların üzerindeki bir kaynak paketi kurda daha büyük bir düşüşe yol açabilir. Ancak, kaynak paketinin düşük miktarda kalması durumunda piyasaların tepkisinin olumlu olmayabileceğini de not etmekte fayda var.”

Kaynak : Milliyet


Grafiklerin bize verdiği net bir mesaj var; daha önceki denemelerde 1000-1030 dolar bandı içine kadar yükselen hatta üstünü zorlayan altın, 1000-1030 bandının yani teknik direnç olan “zirve bölgesinin” aşılması ile buradan başlayan yeni “dalga içinde” yukarı trendi zorlamaya devam ediyor…
Peki “geri çekilmeler” nasıl oluşuyor?
1000 dolar altı “satışlarda” geçmişte düşüş 682 dolara kadar devam ediyor ve buradan gelen tepki, yeniden “formasyonu” yukarı itiyor…
Bunun anlamı çok açık: İlk denemede zirve test ediliyor, aşağıdan gelen hareket 1000 dolar üstünde taban oluşturmayı deniyor ama “olmuyor”. İkinci deneme daha başarılı. 1000-1030 dolar bandı da kırılıyor ve sonrasında 1000-1200 dolar bandı test ediliyor hatta 1200 dolar üstü de görülüyor!
Sonuç 2: Bu noktada bir not düşmem gerekli; altın fiyatlarındaki ilk 1000 dolar üstü deneme “diğer piyasaların” olumsuz “dinamik” içinde kalmasından kaynaklanıyordu. O zaman denge bugüne göre farklıydı. DOW ve diğer sermaye piyasaları satıldığında altın fiyatları yukarı gider ve “denklem oluşurdu”! Şimdi durum farklı DOW, Euro-Dolar ve Altın yeni “dinamik” içinde daha doğrusu “yeni kanallar aynı anda” açıldı!
Değerli dostlar, altında yeni bir kanal açılması için 1000-1200 dolar bandının “kesin olarak” kırılması gerekli. 1200 dolar üstünde “en az iki gece” kapanan bir altın fiyatı gördüğümüzde; 1200 dolar üstünde yeni bir kanaldan bahsedebiliriz.
Bu noktada soralım; 1000-1200 dolar bandı geçilebilirse; yeni hedef neresi olabilir?
İSTANBUL – Bankacılar 2010′a ilişkin öngörülerini CNBC-e’de değerlendirdi.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar 2010 sonunda döviz kurunun 1,57 civarında olacağını öngördü.
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ise, kurun gelecek yıl sonunda 1,56′ları görebileceğini, hatta paritedeki harekete bağlı olarak 1,60′a çıkabileceğini söyledi.
İki banka genel müdürünün 2010 enflasyon tahminleri ise yüzde 6-6.5 aralığında.
Çağlar ve Ateş, 2010 büyümesi konusunda olumlu. Ekonominin 2010′da yüzde 3.5 olan resmi hedefin üzerinde büyüyeceğini öngören genel müdürler yüzde 4′e yakın bir büyümenin dahi gerçekleşebileceği görüşünde.
EN AZ 1000 KİŞİYİ İŞE ALACAKLAR
Çağlar ve Ateş, 2010′da yeni şube açmaya ve işe alımlara devam etmeyi hedeflediklerini söyledi. Ziraat Bankası ve Denizbank 2010′da 1000 ila 1500′er kişiyi işe almayı planlıyor.
Banka genel müdürleri, konut kredilerinde gelinen tarihi dip seviyelere de dikkat çekti. Çağlar ve Ateş, konut kredisi almayı planlayanlar için şu anda ideal bir ortam oluştuğunu vurguladı.
Milyar dolarlık hedge fonlar,zengin spekülatörler ve hükümetlerin altına hücum etmesi nedeniyle altının ons fiyatı geçen günlerde 1100 doların üzerine çıkarak rekor bir seviyeye ulaştı.
Doların giderek değer yitirmesi,ABD ve Avrupa’nın bütçe açığının büyümesi yıllar boyunca tedirgin olan yatırımcıların sığındığı güvenli bir liman olarak görülen altını coşturdu…
Uluslararası Para Fonu IMF, dolarda değer kaybının süreceğini öngörüyor.
Uluslararası Para Fonu IMF tarafından yapılan açıklamada ABD dolarının Carry Trade işlemleri için kullanıldığı yönünde bazı işaretler olduğu ve bu yıl doların yaşadığı değer kaybına karşın doların halen olması gerektiği kadar ucuzlamamış olabileceği ifade edildi.
IMF’nin yayınladığı raporda Carry Trade işlemlerinin bir süre daha devam edebileceği ve bunun da ABD dolarının euro ve diğer önde gelen para birimleri karşısında güç kaybetmeye devam etmesine neden olabileceği ifade edildi.
Carry Trade nedir?
Carry trade düşük faiz getiren bir para biriminden borçlanıp krediyi yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmaktır.
Kriz kahini’ olarak anılan Nouriel Roubini, varlık balonunun en geç bir yıl içinde patlayıp, doları yüzde 20 yükseltebileceğini öngördü.
Kriz kahini olarak anılan New York Üniversitesi Ekonomi Profesörü Nouriel Roubini, Fed politikalarının carry trade’i (Faizi düşük para birimi cinsinden borçlanıp, getirisi yüksek para birimine yatırım yapma) güçlendirdiğini söyledi.
CNBC’nin yayınına katılan Roubini, carry trade ile oluşan balonların tüm dünyayı sardığına dikkat çekti.
Roubini, Fed henüz tahvil alım programını tamamlamadı, faizleri de uzun süre düşük tutacak. Bu da, carry trade’in uzadıkça uzayacağı anlamına geliyor. Klasik carry trade’de dolar cinsinden borçlanır, Türkiye,Brezilya, Avustralya gibi faizi daha yüksek ülkelerin para birimleri ve varlıklarına yönelirdiniz. Şimdi ise, işin içine petrol, enerji, emtia ve küresel ekonomideki tüm riskli varlık sınıfları dahil oldu. Mart’tan bu yana, küresel anlamda senkronize bir balon oluşuyor. Bu defa balon sadece ABD’nin değil, tüm dünyanın balonu dedi.
Roubini’ye göre, carry trade bir yıl zarfında sona erecek ve dolarda yüde 20′ye varan yükselmeye neden olacak.
Roubini şöyle konuştu: Dolar ufak bir düzeltme yaptı, ama Mart’tan bu yana düşme trendini koruyor. Şimdi değil, ama 6 ay ila 1 yıl zarfında carry trade tersine dönecek. Dolar, zamanında yende olduğu gibi ani bir şekilde fırlayacak. Ancak, doların yükselmesi yüzde 2-3 değil, yüzde 15-20 olacak. Böylece varlık balonu patlayacak. Balon ne kadar büyükse, patlama da o kadar büyük olur.
Roubini, carry trade’in sona ermesiyle yaşanacak paniğin, sadece kendisinin endişesi olmadığını söyledi ve ekledi: Piyasa V şeklinde bir toparlanma fiyatlandırıyor. Eğer U veya W şeklinde bir toparlanma olursa, ki işsizlik yüksek olduğundan ben U diye öngörüyorum; riskten kaçış geçen yıl olduğu gibi dolar alımını hızlandırır. Dolar değerlenmeye başlayınca herkes aynı anda riskli varlıklardan çıkmak konusunda acele edecek. Bu endişe sadece bana değil, tüm merkez bankalarına ait.
PETROLÜN 100 DOLARA ÇIKMASI ZARAR VERİR
Roubini, ayrıca petrol fiyatlarının 100 dolara çıkmasının, ekonomiye zarar verebileceğini söyledi. Roubini, petrolün 100 dolara çıkmasının ekonomi üzerinde yaratacağı etkinin, 147 dolarlık rekorla aynı düzeyde olacağını ifade etti.(cnbc-e)
|
|
Küçük hatırlatma : Ekonomi Bulvarına üye
olarak daha fazla içeriği ulaşabilirsiniz.Üye olmak için tıklayınız